Etiket arşivi: lan

“Networking” Nedir?

Son zamanlarda networking ile ilgili yazılar yazmıyordum, biraz bu konulardan bahsetmek isterim. Daha sonra diğer teknolojilerden de bahsedeceğim..

Biliyorsunuz, bilgisayarların görevlerini yerine getirmek için tüm güçleri ile çalışmaya devam ettikleri günümüzde, gerçekten de iletişime olan ihtiyaç gittikçe artmakta. İnsanlar iletişime ihtiyaç duymaktalar ve bu ihtiyaç gitgide daha da fazlalaşmakta.

Bilgisayarlar günümüzde çok yaygın olarak kullanılıyor ve bilgi üretiyorlar, bizler onları kullanarak bir çok işimizi çok daha hızlı yapıyoruz, çok daha verimli bilgiler üretiyoruz. Bilgisayarların ürettiği bilgiler gerçekten de paylaşılmak için mükemmel..

Her gün kullandığımız bu makinalar çok güzel bilgiler üretiyorlar, eskiden sayfalar dolusu kağıda çizmeye (veya sığdırmaya) çalıştığımız veriler bilgisayarlar sayesinde çok daha düzenli çok daha çekici görünüyor. Bu veriler işlerimizi kolaylaştırıyor, eğer onları “paylaşabiliyorsak”.

Anahtar kelime “paylaşım”. Bilgisayarların ürettikleri paylaşıldığı vakit şirketlerin gücü katlanarak artmaktadır. Eğer “paylaşım” varsa donanımlar ve yazılımlar tatminkar grafik öğeleri ve işe yarama duygusu üretmekten çok daha fazlasını yapmaya başlamaktadırlar.

Paylaşım nasıl olacak?
Önceleri bilgisayarlar arası iletişim, disketlere koyulan verilerin bilgisayarlar arasında gezinmesi ile gerçekleştiriliyordu. Akıllıca sayılabilirdi, zira ürettiği veriyi bir diskete yükleyen çalışan, o disketi arkadaşına vermek sureti ile bu bilginin paylaşımını sağlayabiliyordu.

Bahsettiğimiz ilkel “disket ile paylaşım ortamı”nı abartarak modelleyip sistemi ve problemleri rahatça görebilmek istiyorsak örneğimize devam edelim:
Örneğimizdeki şirket dahilindeki “paylaşım” isteyen bilgisayar kullanıcıları, bilgilerini paylaşmak için disketler kullanıyorlardı ve diskete yüklenen veriler, “ziyaret ettikleri”  kullanıcıların yüklediği yükü sırtlanıp yolculuklarına devam ediyorlardı. Sonuçta ortaya herkesin katkısı ile oluşturulmuş, paylaşılmış, ortak dökümanlar çıkıyordu. Sonuç mükemmeldi.

Sonucun mükemmeliğinin, işe yaramaz hale gelişi gerçekten de kısa sürdü. Firma çalışanları disketler aracılığı ile verilerini paylaşıyorlardı fakat bu, eşleştirme (senkronizasyon) problemlerine yol açıyordu. Disketteki dosyanın dakika başı güncellenmesi gerektiği durumlar sıkıntıya yol açıyordu. Hele diskette bulunan ve çalışanlar arasında gezinen “ortak” dosya sürekli “farklı” kişiler tarafından güncellenmek zorundaysa bu durum epey can sıkıcı oluyordu.

Disketlerin ortada gezindiği ilkel ortam gitgide başa bela duruma gelmeye başladı. Üstüne üstlük artık ortada gezinen birden çok disket vardı ve dakika başı değişen dosyaların güncel tutulması neredeyse olanaksız hale gelmişti.

Bu durum “online” kavramının doğuşuna sebep oldu. Türkçe’ye de “çevrimiçi” olarak gayet düzgünce çevrilen “online” terimi ile, ortada gezinen ve içeriği sürekli değişen disket, aynı anda herkesin ulaşabileceği bir yere geldi. Evet, ortada gezinen disketin içindeki dosya, herkesin ulaşabileceği bir “bilgisayar ağı”nın içinde bir yerlerde konuşlandırıldı. Gerçekten de bilgisayar ağları sayesinde dosyalar “çevrimiçi” oldular, dosyalar artık rahatlıkla paylaşılabilir oldular. Bilgisayar ağları sayesinde dosyaların herhangi bir şekilde elden ele dolaştırılmasına gerek kalmadı ve herkes rahatlıkla –izin verilen- her dosyaya ulaşabilir hale geldiler.

Bilgisayar ağlarının doğuşu, disket ağının dezavantajlarını ortadan kaldırdı. Bilgisayar ağları sayesinde çalışanlar, ev kullanıcıları, evden işlerini yürüten insanlar aynı ortamlarda  buluşmaya başladılar. Gitgide daha fazla bilgisayar birbirine bağlanmaya başladı ve herhangi bir bilgisayarın “Paint”inde çizilen çiçek resmi artık çok daha kolay bir şekilde çok daha uzak yerlere ulaştırılabiliyor. Bir yazı dosyası oluşturup içine “Nasılsın?” yazıp, o dosyayı diskete koymak artık gerçekten konu dışı. Hele bu disketi paketleyip, zarfa koyup Amerika’daki kuzenimize göndermek akıllı işi değil!

Artık bilgisayarlar birbirine bağlı ve gün geçtikçe daha çok bilgisayar birbirine bağlanıyor. Artık “Nasılsın?” şeklindeki sorumuzu herhangi bir yere ulaştırmak için soruyu diskete koymuyoruz, neredeyse bir saniyede dünyanın istediğimiz köşesine gönderiyoruz. Artık çok fazla sayıda dosya “online”, çok fazla kullancı “online” ve bu kadar kişi bu kadar dosyanın arasında başdöndürücü bir hızla savrulup duruyorlar. Aynı anda milyonlarca insan ve bunca insanın  milyonlarca bilgisayarı durmaksızın çalışıyor. Bu kadar çok insanın ürettiği milyonlarca dosya sürekli dünyanın bir yanından diğerine gidip duruyor. Bu gizemli kargaşa ve -doğru kullanıldığı vakit- müthiş verimlilik ve karlılık “Bilgisayar Ağları” sayesinde sahnede.

Oğuzhan Eren