<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>oguzhaneren.com</title>
	<atom:link href="http://oguzhaneren.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://oguzhaneren.com</link>
	<description>Akla gelen bir iki laf...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 May 2011 07:15:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='oguzhaneren.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/6b5972ee947a7001b290b030836cde76?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>oguzhaneren.com</title>
		<link>http://oguzhaneren.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://oguzhaneren.com/osd.xml" title="oguzhaneren.com" />
	<atom:link rel='hub' href='http://oguzhaneren.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Yeni Magic Quadrant İsimleri :)</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/05/07/yeni-magic-quadrant-isimleri/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/05/07/yeni-magic-quadrant-isimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 07:15:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Gartner Magic Quadrant raporlarını malum hepimiz biliyoruz. Sektördeki neredeyse bütün satışçıların ve teknik kişilerin sürekli referans gösterdikleri ilginç (ve tabii gerçekten faydalı ve gerçekçi) raporlardır. Gartner adındaki bu araştırma şirketi, sektörün herhangi bir alt sektörünü tarıyor ve o alandaki markaların güçlerini ortaya koyan bir grafik yayınlıyor. Bu grafikte dört bölüm var ve bunlar Gartner&#8217;in açıklamalarına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=323&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gartner Magic Quadrant raporlarını malum hepimiz biliyoruz. Sektördeki neredeyse bütün satışçıların ve teknik kişilerin sürekli referans gösterdikleri ilginç (ve tabii gerçekten faydalı ve gerçekçi) raporlardır.</p>
<p>Gartner adındaki bu araştırma şirketi, sektörün herhangi bir alt sektörünü tarıyor ve o alandaki markaların güçlerini ortaya koyan bir grafik yayınlıyor.</p>
<p>Bu grafikte dört bölüm var ve bunlar Gartner&#8217;in açıklamalarına göre şu anlamlara geliyor:</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-324" title="MQ1" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner-1.jpg?w=383&#038;h=381" alt="" width="383" height="381" /></a></p>
<p><strong>Challengers:</strong> Bugün iyi yönetilen ve sektörün büyük bir kısmını domine etme potansiyeli olan ancak sektörün yönünü ve gidişatını iyi analiz edebildiğini gösteremeyen şirketler.<br />
<strong>Leaders:</strong> Vizyonlarına göre iyi yönetilen ve sektörün geleceğine göre iyi konumlanmış şirketler.<br />
<strong>Niche Players:</strong> Sektörün ufak bir kısmına fokus olmuş veya hiç fokus olamamış ve rakiplerini yakalayamamış şirketler.<br />
<strong>Visionaries:</strong> Sektörün yönelimlerini ve gidişatını iyi analiz edebilmiş veya sektör kurallarını değiştirebilmek için vizyonu olan ancak henüz iyi yönetilemeyen şirketler.</p>
<p>Magic Quadrant&#8217;taki bilgilere göre müşteriler teknoloji şirketlerini anlıyorlar ve yatırımlarına buna göre yön veriyorlar. Tabii ki illa ki market liderleri seçilecek diye bir kural yok, kimi zaman niche player kısmındakiler de ihtiyaçlara göre en iyisini sağlıyor olabiliyorlar.</p>
<p>Bu çizelgedeki ağırlıklandırma da şu şekilde yapılıyor:</p>
<p>Örneğin bir şirketin &#8220;Ability to Execute&#8221; kriteri, yani çizelgede ne kadar yukarı gidebileceği şunlara göre ağırlıklandırılarak notlandırılıyor:</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Kriter &#8211; Ağırlıklandırma</span></p>
<p>Ürün/Hizmet &#8211; Yüksek</p>
<p>Genel yaşayabilirlik (Organizasyon yapısı, Finansal Strateji, Business Unit) &#8211; Standart</p>
<p>Satış Yönetimi/Fiyatlama &#8211; Yüksek</p>
<p>Piyasa isteklerini cevaplama, geçmiş tecrübeler ve performans &#8211; Yüksek</p>
<p>Piyasa yönetimi &#8211; Düşük</p>
<p>Müşteri Tecrübeleri &#8211; Yüksek</p>
<p>Operasyon &#8211; Standart</p>
<p>Bir şirketin &#8220;Completeness of Vision&#8221; kriterleri, yani çizelgede ne kadar sağa gidebileceği şunlara göre ağırlıklandırılarak notlandırılıyor:</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Kriter &#8211; Ağırlıklandırma</span></p>
<p>Piyasayı Anlama &#8211; Standart</p>
<p>Pazarlama Stratejisi &#8211; Düşük</p>
<p>Satış Stratejisi &#8211; Yüksek</p>
<p>Ürün sürüm stratejisi &#8211; Yüksek</p>
<p>İş Modeli &#8211; Standart</p>
<p>Dikey/Endüstri Stratejisi &#8211; Ağırlıklandırma Yok</p>
<p>Yenilikçilik &#8211; Standart</p>
<p>Coğrafik Strateji &#8211; Standart</p>
<p>Genel kural olarak, magic quadrant çizelgesi üzerinde bir şirket ne kadar yukarılara çıkıyorsa o kadar &#8220;bugüne odaklı&#8221; ne kadar sağa doğru gidiyorsa o kadar &#8220;yarına odaklı&#8221; oluyor. Yani şirket hem bugüne hem yarına ne kadar odaklanabiliyorsa o kadar en sağ üst köşeye doğru gidiyor.</p>
<p>Örneğin en son yayınlanan kablosuz ağlar magic quadrant&#8217;i aşağıdaki şekilde:</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-325" title="MQ_WLAN_2011" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner2.jpg?w=450&#038;h=463" alt="" width="450" height="463" /></a></p>
<p>Bu çizelgenin geçmişteki versiyonlarına baktığımız zaman, gerçekten de şirketlerin yönelimlerinin ve performanslarının bu çizelgelere doğru yansıtıldığı görüldü.</p>
<p>Hepsi bir yana, bu gerçekçi ve beğenilen araştırma şirketi Gartner, takipçilerine bir haber yayınladı ve Gartner Magic Quadrant çizelgelerinin anlamlarını değiştirdiğini açıkladı. Tabii herkes klasik Leaders, Challengers, Visionaries ve Niche Players dörtgenlerine alışmışken bu yeni değişiklik çok ilginç oldu :) Gartner yaptığı açıklamada &#8220;Artık biz kullanıcılarımızdan gelen talepler doğrultusunda klasik quadrant&#8217;larımızı alışılagelmiş şekilde değil, farklı bir şekilde isimlendireceğiz&#8221; denildi ve magic quadrant isimleri aşağıdaki gibi oldu :)</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-326" title="MQ_April1" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner3.jpg?w=347&#038;h=373" alt="" width="347" height="373" /></a></p>
<p>Güzel bir 1 Nisan şakası :)</p>
<p><a href="http://blogs.gartner.com/jeffrey_mann/2011/04/01/gartner-introduces-real-quadrants-on-april-1-2011/">http://blogs.gartner.com/jeffrey_mann/2011/04/01/gartner-introduces-real-quadrants-on-april-1-2011/</a></p>
<p>Herkese iyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/323/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/323/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=323&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/05/07/yeni-magic-quadrant-isimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MQ1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MQ_WLAN_2011</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/gartner3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MQ_April1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ve sonunda 3&#215;3:3 ! 802.11n savaşı kızışıyor! :)</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ve-sonunda-3x33-802-11n-savasi-kizisiyor/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ve-sonunda-3x33-802-11n-savasi-kizisiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2011 06:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[3&#215;3:3 ? :) Nasıl bir başlık bu? :) 802.11n teknolojisi ile uğraşanlar için anlaşılabilir ve ilginç bir başlık olabilir. Çünkü bu ifade, daha hızlı ve artık kullanıcılara giden &#8220;kablo&#8221;ları tümüyle ortadan kaldıracak bir kablosuz ağ teknolojisini işaret ediyor. Öncelikle kısaca 802.11n teknolojisini hatırlayalım. 802.11a veya g kullandığımız 54mbps günlerine baktığımız zaman aklımıza gelen önemli bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=284&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>3&#215;3:3 ? :)</strong></p>
<p>Nasıl bir başlık bu? :) 802.11n teknolojisi ile uğraşanlar için anlaşılabilir ve ilginç bir başlık olabilir. Çünkü bu ifade, daha hızlı ve artık kullanıcılara giden &#8220;kablo&#8221;ları tümüyle ortadan kaldıracak bir kablosuz ağ teknolojisini işaret ediyor.</p>
<p>Öncelikle kısaca 802.11n teknolojisini hatırlayalım. 802.11a veya g kullandığımız 54mbps günlerine baktığımız zaman aklımıza gelen önemli bir kısıtlama, kablosuz ağların yavaşlığıdır. Fakat artık bu durum değişti. Hem de çoktan değişti. Kablosuz ağlar 802.11n sayesinde gerçekten hızlandılar ve günlük hayatta önemli işlerimiz için kullanabileceğimiz &#8220;birincil&#8221; yerel ağ iletişim ortamı haline geldiler. Artık son kullanıcıların çoğunluğu işlerini kablosuz network üzerinden yapabilecek durumdalar. Bu kişiler artık herhangi bir şekilde &#8220;kablo&#8221;ya ihtiyaç duymuyor, hatta masalarına gelen bir ethernet kablosu bile yok.</p>
<p>802.11n teknolojisi 11 Eylül 2009&#8242;da son haline kavuştu ve standartlaştı. 11 Eylül 2009 öncesi üretilen ve üzerlerinde draft-N ibaresi bulunan &#8220;standart öncesi&#8221; ürünler de standartlaşmış oldu. Artık, üzerinde 802.11n ibaresi bulunan veya draft 802.11n ibaresi bulunan tüm ürünler birbirleriyle uyumludurlar ve birlikte çalışabilirler.</p>
<p>802.11n teknolojsinde ne tip iyileştirmeler var? Bunların üzerinden kısaca geçelim:</p>
<p><strong>1-MIMO ve Paralel Veri Akışları</strong></p>
<p>MIMO, yani &#8220;multiple in multiple out&#8221; teknolojisi sayesinde artık radyolarımız aynı anda birden çok datayı iletebiliyor duruma geldiler. Tabii ki hava ortamı full duplex değil. Yapı olarak half duplex olarak çalışabiliyor ve aynı zamanda bir kablosuz ağ koskocaman bir collisin domain. Bu ortam dahilinde, daha fazla veri iletebilmenin tek yolu, collision&#8217;lara rağmen aynı anda daha fazla sayıda veri iletmek oluyor. Aynı anda bir yerine birden çok veri akışını havaya aktarabildiğimiz zaman, her ne kadar bunlar da collision&#8217;lara açık da olsa daha fazla bantgenişliğine kavuşuyoruz.<br />
Şu an piyasadaki &#8220;taşınabilir&#8221; olan ve pil süresi konusunda sıkıntısı bulunan mobil cihazlar, 802.11n&#8217;in birçok yeteneğinden sadece biri olan &#8220;birden çok veri akışını aynı anda iletme&#8221; yeteneğini ne yazık ki kullanamıyorlar. Yani bu veri akışlarından sadece bir adedini aynı anda gönderiyorlar. Örneğin iphone ve ipad bu şekilde çalışıyor. Bunların dışında çoğu 11n cihaz ve çoğu 11n access point aynı anda max 2 stream&#8217;i destekliyor. Her bir stream&#8217;in de max 150mbps olduğunu düşünürsek, işte aynı anda 2 stream iletebilen ve alabilen 11n AP&#8217;lerimiz ve client&#8217;larımız 300mbps hızına ulaşabiliyorlar.<br />
Bunlara ek olarak, son zamanlarda 3 stream&#8217;i iletebilen ve 450mbps hızlara ulaşabilen AP&#8217;leri de görmeye başladık. Aruba AP13x serisi cihazlar 3 stream cihazlara bir örnek.</p>
<p>Bu &#8220;stream&#8221; -uzun ismiyle spatial stream- hikayesi şöyle çalışıyor: Örneğin bir AP bir veri göndermek istediği zaman bu veriyi kendi üzerindeki radyosuna iki ayrı koldan iletiyor. İki ayrı koldan aynı anda havaya yollanan veri akışları doğal olarak farklı antenler üzerinden farklı -ve tabii belirli bir algoritma dahilinde oynayan- fazlarla iletiliyorlar ki birbirleriyle çakışmasınlar. Bu şekilde iki ayrı stream farklı yollardan hedefe ulaşıyor ve iki kat daha fazla veri iletilmiş oluyor. Eğer aynı anda 3 stream aktarılıyorsa toplam aynı anda iletilen veri miktarı tabii ki 3x oluyor. Tabii bu arada farklı akışlar farklı antenlerden iletiliyor demiştik. O halde bir radyonun üstündeki iki adet stream farklı antenlerden gitmek zorundaysa eğer, o radyonun en az 2 adet anteni olmalı ki akışlar farklı antenlerden gidebilsin.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-294" title="Spatial_Stream_1" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_2.jpg?w=450&#038;h=136" alt="" width="450" height="136" /></a></p>
<p>Tabii 2 stream bir radyonun 2 anteni olmak zorundadır anlamına gelmiyor bu. Nasıl ki eski 54mbps 802.11g veya a teknolojilerinde tek bir stream akarken radyoya bağlı 2 anten olabiliyordu, işte aynı şekilde 2 stream bir 11n radyonun da 2 ve üzeri sayıda anteni olabiliyor. Bu hadise basitçe şöyle oluyor, 2 akış aktaracak fakat 3 antene sahip bir radyo, akışlardan birini 3 antenin herhangi bir ikisinden dönüşümlü olarak, diğer akış ise 3 antenden yine rastgele 2 sini dönüşümlü olarak kullanarak yapıyor. Bu teknik, az da olsa farklı açılardan hedefe daha iyi veri akışı sağlayabilecek farklı omni directional antenlerin değiştirilerek kullanılması sayesinde, birbirinden farklı fazlarda encode edilmiş farklı stream&#8217;lerin aynı anda farklı yerlerden sekerek (multipath) hedefe doğru yol almasını sağlıyor ve ortaya birbiri ile karışmayan, multipath effect&#8217;i olumlu yönde kullanan toplam hızı çok daha fazla artmış bir toplam akış çıkıyor.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-295" title="Spatial_Stream_2" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_1.jpg?w=359&#038;h=217" alt="" width="359" height="217" /></a></p>
<p>Farklı yönlerden farklı açılarda iletilen farklı stream&#8217;ler illa ki fazla hız sağlayacak demek değil tabii ki. Radyonun mantığına (logic) göre, eğer ortam şartları çok zorlu ise, 11n gönderim algoritması, spatial stream&#8217;leri ve dolayısıyla MIMO tekniğini kullanarak hız arttırmak yerine yine aynı tekniklerle güvenilirlik arttırmak yoluna gidebiliyor. Bu gönderim algoritmasına kalmış bir seçim. İşte 802.11n teknolojisinden bahsedilirken, &#8220;802.11abg&#8217;nin yumuşak karnı olan multipath effect&#8217;i ortadan kaldırmakla kalmıyor, aksine bunu olumluya çevirerek kendi hızını ve güvenirliğini arttırmak için kullanıyor&#8221; diye bahsedilen durum bundan ibaret. Gayet güzel ve zekice bir teknik.</p>
<p><strong>2- 40 Mhz&#8217;lik Geniş Kanallar</strong></p>
<p>802.11n teknolojisinin bir diğer yeniliklerinden biri de 40Mhz genişliğinde kanallar kullanabilmesi. Normalde, yani geleneksel 802.11abg için konuşursak, bu teknolojiler 20Mhz genişliğinde kanallar kullanıyorlar. Yani hepimizin bildiği 2,4Ghz bandındaki 3 adet çakışmayan kanal (yani şu 1,6,11 kardeşler) aslında her biri 20Mhz genişliğinde olan kanallar. Bu kanallardan 2,4Ghz&#8217;de 3 tanesi WiFi için ayrılan spektruma sığabilirken, 5Ghz&#8217;de 23 tanesi sığabiliyor (Ülke regülasyonlarına göre değişiklik gösterir) 802.11n teknolojisinde, özellikle 5Ghz&#8217;de kullanılmak üzere şöyle bir geliştirme yapılmış: Artık sistemlerimiz 20Mhz&#8217;lik iki kanalı birleştirip tek bir kanal olarak kullanma ve doğal olarak iki kat (aslında iki kattan çok az daha fazla) veri taşıma yeteneğine sahipler. Bu özellik de 802.11n&#8217;in yeteneklerinden biri.</p>
<p>Tabii ki kanal birleştirme işlemi 2,4Ghz için ne yazık ki pek bir anlam ifade etmiyor. 5Ghz için düşünürsek, 23 adet 20Mhz&#8217;lik kanallar, 40Mhz genişliğinde kullanıldığı zaman, elimizde hiç çakışmayan 11 tane 40Mhz&#8217;lik kanal kalıyor. Fakat dediğim gibi kanal birleştirme operasyonu 2,4Ghz için bir anlam ifade etmiyor çünkü 2,4Ghz&#8217;deki 3 adet 20Mhz&#8217;lik kanalı birleştirdiğimizde elimizde sadece 1 adet 40Mhz&#8217;lik kanal kalıyor ve bu da ortamda bizden başka bulunan bolca 2,4Ghz ekipmanının neredeyse hepsiyle bir şekilde çakışabileceğimiz anlamına geliyor. O yüzden, kanal birleştirme operasyonu 2,4Ghz için hiç tavsiye edilen bir şey değil.</p>
<p><strong>3- Daha Fazla Sayıda OFDM Subcarrier&#8217;i</strong></p>
<p>802.11n&#8217;in bir diğer gelişimi ise OFDM (Orthogonal frequency division multiplexing) adındaki encoding sisteminin geliştirilmesidir. OFDM&#8217;de kullanılan, aktif kanalın ufak parçalara bölünmesi ile elde edilen alt-taşıyıcılar (subcarrier) her bir 20Mhz&#8217;lik kanalda, 802.11ag&#8217;de 48 adet iken 802.11n&#8217;de 52 adet olmuştur. Bu sayede, her biri birbirinden bağımsız ufak data parçaları (symbol), daha fazla sayıda alt-taşıyıcıya bindirilerek taşınabilir. Bu ufak farklılık, birçok 802.11n iyileştirmesinden sadece bir tanesidir. Bu ufak artışın yapılması (20Mhz kanalda 48 yerine 52 subcarrier, 40Mhz kanalda ise 96 yerine 104 subcarrier kullanılması) 802.11ag&#8217;ye göre az da olsa bir hız artışı sağlamıştır. Sadece bu iyileştirme sayesinde elde edilen bantgenişliği artışı, örneğin 54Mbps hızındaki 802.11g ile karşılaştırıldığında, 1 spatial stream&#8217;lik 802.11n hızının 58.5Mbps olmasını sağlar. Bu da yaklaşık % 8,3 oranında bir artış demek.</p>
<p><strong>4- Short Guard Interval</strong></p>
<p>Yukarıda, subcarrier&#8217;larda taşınan ufak data parçalarına symbol denildiğini ifade etmiştim parantez içinde. İşte bu birbirinden bağımsız ufak data parçaları, yani &#8220;symbol&#8221;ler, kablosuz haberleşmede OFDM encoding şeması dahilinde veri gönderirken kullanılan birim parçalar aslında.. Alıcı taraf da bu symbol&#8217;leri çözerek birleştiriyor ve veriyi okuyabiliyor. Kablosuz network&#8217;lerin çalıştıkları ortam, &#8220;zor&#8221; olarak nitelendirdiğimiz, birçok engeli ve elektromanyetik etkileşim kaynağını barındırıyor olabilir. Tam tersi olarak da, kimi zaman, veri iletişimi için çok kolay olan, rahatlıkla yüksek iletim hızları ve düşük paket kayıplarının yakalanabildiği rahat ortamlar da olabilir. Normal şartlarda, OFDM alt taşıyıcılarında taşınan sembollerin, alıcı tarafından bir önceki veya bir sonraki sembole karışmadan doğru okunabilmesi için, ortam şartlarından bağımsız olmak üzere, semboller arasında standart bir Guard Interval aralığı bırakılır. Bu aralık, normalde 800 nanosaniyedir. Yani bir sembol gönderildikten sonra, diğeri, 800 nanosaniye beklendikten sonra gönderilir. 802.11n teknolojisi, ortamın zorluk derecesine bakar ve ortam normalden zor bir ortam değilse, paket kayıpları ve iletim esnasında hissedilen multipath emareleri az ise, sözünü ettiğimiz Guard Interval değerini 400 nano saniyeye düşürebilir ve bu sayede semboller arası bekleme süresi azalacağı için daha hızlı bir iletim yapabilir. İşte &#8220;Short Guard Interval&#8221; denilen de, 802.11n&#8217;in semboller arası bekleme süresini azaltıp 400nano saniyeye düşürebilme özelliğidir.</p>
<p><strong>5- A-MSDU (Aggregated MAC Services Data Unit)</strong></p>
<p>Normalde, kablolu ethernet ortaminda (yani 802.3 olarak bildiğimiz ortamda) fiziksel katmana doğru akacak veri iletimi şu şekilde olur: Öncelikle Network katmanında IP paketi formatında paketlenen veri, ikinci seviyede Logical Link Control (802.2) tarafından karşılanır ve paketlenir, daha sonra da wired MAC katmanına gönderilir (işte 802.3 burada) Bu katmanda, 802.3 kablolu ethernet kurallarına göre, önce physical signalling sublayer tarafından sinyalleşme için hazırlanan veri, daha sonra ilgili kabloya uygun şekilde sinyaller halinde gönderilir. Bunları 802.3 klasik kablolu ethernet için değil de, 802.11n kablosuz ortam için uygularsak, burada da bazı değişiklikler var. Bir kere, kablosuz ortamda, 802.2 LLC sonrası doğal olarak 802.3 yok, onun yerine 802.11 var. 802.11N&#8217;e özel olarak da A-MSDU ve A-MPDU denilen iki teknik var. A-MSDU denilen teknik, LLC&#8217;den sonra kendisine sıra gelen ve 2. Katmanda çalışan; aynı access class&#8217;a (önceliklendirme) ve aynı hedef adrese gitmeye çalışan, LLC&#8217;den kendisine gönderilmiş 2. seviye birden çok paketi, her birine ayrı ayrı MAC başlığı koymaktansa tek bir MAC başlığı altında birleştirme işlemini belirten bir teknik. Böylelikle, gereksiz MAC header&#8217;ları ile overhead oluşturulmamış oluyor. Bu da ciddi bir hız kazancı demek.</p>
<p><strong>6- A-MPDU (Aggregated MAC Protocols Data Unit)</strong></p>
<p>A-MSDU için, yukarıda, &#8220;aynı hedefe gitmeye çalışan aynı access class&#8217;a ait paketleri tek MAC header&#8217;i altinda toplayıp tek bir MAC frame&#8217;i olarak gönderir&#8221; ifadesi kullanılmıştı. 2. Katmanda çalışan A-MSDU&#8217;nun ötesinde, A-MPDU denilen teknik ise fiziksel katmanda çalışıyor ve MAC katmanından gelen frame&#8217;leri bu sefer tek bir PLCP (Phyisical Layer convergence Protocol) header&#8217;i altina birleştiriyor ve tekrar -aynı yukarıdaki mantıkla- header kazancı sağlıyor. Tabii ki bu iş A-MSDU kadar verimlilik sağlamıyor ama yine de önemli bir kazanç sağlıyor. A-MSDU tekniği aynı access class&#8217;a (aynı TID değerine) sahip ve aynı hedefe giden verileri tek başlık altında toplarken, A-MPDU tekniği sadece aynı hedefe giden paketleri tek bir PLCP header&#8217;i altinda topluyor.</p>
<p><strong>7- Block Acknowledgement</strong></p>
<p>Bir diğer 802.11n iyileştirmesi de block acknowledgement isimli teknik. Normalde, malum, 802.3 wired ethernet ortamında ikinci seviyede ACK mekanizması mevcut değil. Ancak ACK mekanizması, doğası gereği bolca paket kaybı görülen kablosuz ortamlarda uygulanması gereken bir mekanizma. 802.11n teknolojisinde ise, birden çok MAC frame&#8217;ini teker teker Acknowledge etmek yerine, bir grup MAC frame&#8217;ini tek seferde ACK etmeye dayanan bir mekanizma var ve ismine de Block acknowledgement deniyor. Aggregate edilmiş MAC frame&#8217;leri için de tek seferde hepsi için Block Acknowledgement uygulanabiliyor. BA tekniği de, diğer teknikler gibi, sistemin toplam verimliliğini arttıran bir yöntem.</p>
<p>Hepsini toplayalım. İşte 802.11n!</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/full.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-296" title="11n" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/full.jpg?w=450&#038;h=235" alt="" width="450" height="235" /></a></p>
<p>Yukarıda belirtilen teknikler sayesinde elde edilen kazanımları toplarsak ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: 2 Spatial Stream kullanan, OFDM subcarrier sayıları arttırılmış, guard interval aralığı azaltılmış, 40Mhz genişliğinde kanal kullanan ve MAC frame ve ACK birleştirme operasyonunu gerçekleştiren bir 802.11n radyosu, 300Mbps fiziksel hızda veri aktarımı yapabiliyor.<br />
3 Spatial Stream kullanan radyolar da artık piyasada olduğuna göre, tek bir radyonun 450Mbps hızında veri iletişimi gerçekleştirebileceği, çift radyolu bir Access Point&#8217;in de toplam 900Mbps fiziksel hıza ulaşabileceği mümkündür<br />
diyebiliriz.</p>
<p>Aşağıdaki tablo, genel olarak 802.11n hızlarını gayet güzel özetliyor. Ne kadar stream&#8217;e sahip bir sistemin, hangi kanal genişliğinde, hangi SGI opsiyonunda hangi hıza ulaşabileceği gayet güzel özetlenmiş. &#8220;802.11n destekliyorum&#8221; diyen cihazların 1 spatial stream destekleyenleri için 65Mbps, 2 SS destekleyenleri için de 135Mbps hızlar zorunlu olduğu için o kısım standartça desteklenmesi gereken zorunlu değerler olarak mavi çerçeve ile işaretlenmiş.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/sgi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-315" title="rate_table" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/sgi.jpg?w=450&#038;h=129" alt="" width="450" height="129" /></a></p>
<p><strong>TxR:SS :)</strong></p>
<p>İşte ünlü notasyon :) Kablosuz cihazlardan bahsederken, sadece 802.11n destekli olup olmadıklarına bakmayız. Başka özelliklere de bakarız. Malum, 802.11n teknolojisi kullanırken kaç adet spatial stream kullanacağınız, veri iletiminde kaç adet anten kullanacağız, veri gönderiminde kaç adet anten kullanacağınız da önemlidir. Bu özelliklere göre 802.11n AP&#8217;nizin veya cihazının veri transfer hızı ve/veya iletim sağlamlığı (reliability) artabilir veya azalabilir. İşte, 802.11n&#8217;in alt yeteneklerini açıklarken, TxR:SS ifadesine uyacak şekilde açıklama yapılır.</p>
<p>Buradaki T, transmit yapacak anten sayısıdır. R ile alım yapacak anten sayısıdır. SS ise cihazın desteklediği Spatial Stream (Veri Akışı) sayısıdır. Örneğin bir AP&#8217;nin 3 adet anteni varsa, bu 3 anteni hem alım için hem gönderim için kullanabiliyorsa ve bu AP 2 adet spatial stream destekliyorsa, bu cihazı kısaca 3&#215;3:2 olarak ifade edebiliriz. Mesela bazı AP&#8217;ler 3&#215;2:2 olabiliyor. Yani gönderim için 3 antenini kullanabiliyor, alım için 2 anten kullanıyor ve 2 adet spatial stream destekliyor.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/trss.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-297" title="TR_S" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/trss.jpg?w=450&#038;h=145" alt="" width="450" height="145" /></a></p>
<p>Mobil cihazlar ise, bol bol &#8220;802.11n desteklidir!&#8221; diye reklamları yapılmasına karşın, aslında çok da üstün performanslı bir şekilde 802.11n kullanılabilecek cihazlar değiller. Pil ömürleri yüzünden, örneğin Ipad (1 ve 2) 1&#215;1:1 olarak çalışabilen bir cihaz. Neyse ki Ipad hem 2,4Ghz hem de 5Ghz bandında çalışabiliyor. Iphone 4 ise sadece 2,4Ghz&#8217;da çalışabilen 1&#215;1:1 802.11n chip&#8217;ine sahip.</p>
<p>Access Point&#8217;ler tarafına baktığımızda ise, Aruba harika bir atakla 3&#215;3:3 AP&#8217;lerini tanıttı. Evet, en sonda 3 var! :) Yani 3 spatial stream destekleyen ve radyo başına 450Mbps hıza ulaşabilen (toplamda çift radyo ile 900Mbps) bir AP.</p>
<p>Kablosuz ağlarda hareketlenme yeni yeni başlıyor :)</p>
<p><strong>Bir de &#8220;Geriye doğru uyumluluk&#8221; üzerine birkaç laf</strong></p>
<p>Bunlara ek olarak, şunu da biliyoruz ki, her ne kadar 802.11n güzel ve verimli bir teknoloji de olsa, elimizdeki tüm cihazlar 802.11n değil. Çoğunlukla 802.11g desteğine sahip, hatta sadece 802.11b olarak çalışabilen birçok cihaz birçok organizasyonun günlük operasyonları için hayati önem taşıyor. Bu durumda &#8220;geriye doğru uyumluluk&#8221; konusu nasıl halledilecek? Aynı 802.11n network&#8217;ü dahilinde, hem 802.11n cihazlar hem de 802.11abg cihazlar nasıl çalışacaklar?</p>
<p>802.11n teknolojisi geriye doğru uyumlu. Yani bir ortamda 802.11n client&#8217;lar 300mbps çalışırken, aynı anda ortamda bulunan 802.11n olmayan diğer client&#8217;lar da aynı sistem ve aynı SSID üzerinden kendi hızları ile çalışabiliyorlar. Tabii bütün client&#8217;ların 802.11n olması durumunda genel performans daha iyi oluyor ancak yine de sistemin mixed-mode özelliği ve bu sayede geriye doğru uyumluluğu mevcut. Özellikle belirli markaların 802.11n AP&#8217;lerinin, 802.11n client&#8217;lar için airtime fairness yaparak her client&#8217;a teknolojisine göre hakettiği hızı verebilme avantajları sistemi toplamda mixed-mode durumunda dahi çok daha verimli hale getiriyor.</p>
<p>Velhasıl, 802.11n teknolojisi kablosuz ağların kenarda durduğu yapılarak son verdi, artık kablosuz ağların asıl network bağlantısı olduğu yapılar esas oldu. Bu yapılar, diğer güvenlik özellikleri ile beraber çok ciddi &#8220;zekilikte&#8221; altyapılara gebe.. Daha koşuşturmacanın çok çok başlarındayız hem de! :)</p>
<p>802.11n&#8217;den kısaca bahsettik. Aslında daha üzerinde konuşulacak çok konu, gerçek dünya uygulamalarına atıfta bulunarak bahsedebileceğimiz birçok saha tecrübesi var. Bunları da ayrı yazılarda ele alabiliriz zira bu endüstride daha birçok heyecan verici gelişim ve yenilik yolda&#8230;</p>
<p>Herkese iyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<p style="text-align:left;">&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/284/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=284&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ve-sonunda-3x33-802-11n-savasi-kizisiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Spatial_Stream_1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/ss_1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Spatial_Stream_2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/full.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">11n</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/sgi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">rate_table</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/trss.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">TR_S</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>IPad&#8217;lerinizi İş Yerine Getirin!</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ipadlerinizi-is-yerine-getirin/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ipadlerinizi-is-yerine-getirin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2011 06:17:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Taşınabilir cihazlar sürekli bizimle birlikte gezmeye başlayınca, insan ister istemez onlarla sarmaşdolaş oluyor. Evdeyken elde tablet PC, internete girebilen cep telefonu, masanın üstünde laptop, online filmleri tek tıkla listeleyebilen bir hdtv&#8230; Hepsi internete bağlanabiliyor. Zaten internete bağlanmadıkları zaman tatsız tuzsuz cihazlar gibi oluyorlar zira hepsi internet bağlantısının varolması tabanında şekillenmiş. Özellikle sürekli yanımızda gezdirdiğimiz cihazların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=317&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Taşınabilir cihazlar sürekli bizimle birlikte gezmeye başlayınca, insan ister istemez onlarla sarmaşdolaş oluyor. Evdeyken elde tablet PC, internete girebilen cep telefonu, masanın üstünde laptop, online filmleri tek tıkla listeleyebilen bir hdtv&#8230; Hepsi internete bağlanabiliyor. Zaten internete bağlanmadıkları zaman tatsız tuzsuz cihazlar gibi oluyorlar zira hepsi internet bağlantısının varolması tabanında şekillenmiş. Özellikle sürekli yanımızda gezdirdiğimiz cihazların üzerlerindeki yazılımlar, internet bağlantısının sürekli varolması düşünülerek yazılmış. Internet bağlantısını kestiğinizde şaşkına dönüyor Ipad mesela. 3G olmayan modelini de piyasaya sürerek sadece 20-30 usd eden 3G modülü de 130 dolar farkla satma akıllılığını gösteriyorlar tabii :)</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/05/ipad.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-344" title="ipad" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/05/ipad.jpg?w=316&#038;h=189" alt="" width="316" height="189" /></a></p>
<p>Taşınabilir cihazlar; ipad, ipod, iphone, android cihazlar, windows mobile tabletler, cep telefonları vs vs bolca cihaz artık hem internete bağlanmak isteyip hem de bizimle birlikte gezmeye başlayınca, bizimle beraber sabah uyanıp işe de geliyorlar tabii.</p>
<p>Bu cihazları işe getirince, bu cihazların yapıları gereği doğal olarak onları internete bağlamak istiyoruz.</p>
<p>Şirkette internet var zaten, oradan bağlayalım?</p>
<p>Olmaz mı?</p>
<p>Sizin şirket network&#8217;ü için kullandığınız kullanıcı adı parolayı kullanarak (hatta sertifikayı kullanarak) taşınabilir cihazınızı şirket ağına bağlamanız çok kolay. Birçok şirket artık MS bağımlığına yaklaşan &#8216;machine authentication&#8217; yapısını pek kullanmak istemiyor, kimisi baştan beri hiç kullanmıyor ve kullanıcı tabanlı EAP-TLS veya EAP-PEAP çözümlerine gidiyor.</p>
<p>Basit gibi görünebilir ama sizin kendi cihazınızı şirket iç ağına bağlayıp internete çıkarmanız IT departmanı için tam bir işkence. Çünkü onlar sadece onların kontrolündeki cihazların şirket ağına bağlanmasını istiyorlar. Tabii siz elinizdeki Ipad ile şirket ağı üzerinden internete bağlanmaya kalktığınızda, çok yüksek olasılıkla, onların kontrolünde olmayan bu cihazın şirket ağına dahil olmasını istemeyecekler. Haklılar çünkü bu cihazın içinde ne tür programlar olduğu belli değil, bu programların &#8216;güvenli&#8217; addedilen iç network&#8217;de neler yapacakları belli değil. Bu yüzden, IT departmanı yüksek olasılıkla sizin şirket misafir network&#8217;unu kullanarak internete çıkmanızı istiyor.</p>
<p>Çalışanın kendisine ait taşınabilir cihazların şirket misafir ağı üzerinden internete çıkması fikri de çoğunlukla çalışanı memnun etmiyor. Çünkü bu yöntemle internete erişmeden önce, büyük ihtimal bir web sayfası aracılığı ile kimlik doğrulanması gerekiyor, bu doğrulama cihazın her açılışında gerekiyor ve hepsinden önemlisi, şirket misafir ağı üzerinden internete çıkan cihaz şirket iç kaynaklarına ulaşamaz oluyor. Çalışan tabii ki şirket iç kaynaklarına, aynen şirket bilgisayarından eriştiği gibi erişmek istediği için misafir ağ üzerinden internet erişimi yöntemi kullanıcıyı mutsuz ediyor.</p>
<p>Bunun tam ortasında bir yol bulmak lazım. Çünkü ne misafir olan ne de tam anlamıyla şirkete ait olan bir cihazdan bahsediyoruz. Şirketin çalışanı olan bir kişinin kullandığı şirkete ait olmayan bir cihaz. İki arada bir derede.</p>
<p>Artık mobil cihazlar bol bol bizimle beraber şirkete geldikleri için, bu sorun gitgide büyümeye başladı. IT yöneticileri, şirket bilgisayarlarını gönül rahatlığı ile iç ağa bağlarken, misafirleri de gönül rahatlığı ile misafir ağına bağlıyorlar fakat &#8216;iki arada bir derede&#8217; cihazlar için ne yapacaklarını bilmiyorlar.</p>
<p>Bu sorunun çözümü için üreticileri yeni yeni yöntemler geliştiriyorlar.</p>
<p>Bunların en ilginç ve akıllıca çözüm sağlayanlarından biri şöyle çalışıyor:</p>
<p>Önce cihazınızı misafir SSID&#8217;sine bağlıyorsunuz. Browser&#8217;inizi acip bir web sayfasına erişmek istediğinizde karşınıza misafir erişimi için kullanıcı adı parola soran ekran geliyor. Tabii orada bir de &#8220;Şirket çalışanına ait cihaz girişi&#8221; diye bir kısım var. Kullanıcı o kısma tıklıyor.</p>
<p>Daha sonra, ilgili yazılım, kullanıcıdan gelen http paketlerine bakarak kullanıcı cihazının hangi tip bir cihaz olduğunu tanıyor (Ipad, Iphone, windows mobile device, android device vs) ve bu cihaza göre bir konfigürasyon dosyası oluşturuyor. Kullanıcı bu dosyayı indirip tıklayınca cihaz, şirket ağına 802.1x kullanarak ve EAP-TLS ile bağlanmış oluyor.</p>
<p>Tabii kablosuz ağ altyapısı da cihazı tanıyacak özelliklere sahip. Kablosuz ağ altyapısı da, bağlanan mobil cihazı tanıyıp onu kısıtlı bir role atıyor. Örneğin kullanıcı şirkete ait bilgisayardan tüm iç network&#8217;e bağlanırken, kendine ait cihazdan sadece kısıtlı kaynaklara ulaşabiliyor. Tabii ki kullanıcının hangi cihazdan bağlandığına göre değişen bu &#8220;rol&#8221;, aynı zamanda o kişi için geçerli firewall kurallarını da içeriyor. Tam bu noktada çok ilginç bir özellik de şu: bahsi geçen role atanmış ve ilgili firewall kurallarına tabi olan cihaz için bu firewall kuralları hem iç network &lt;-&gt; dış network olacak şekilde hem de iç network &lt;-&gt; iç network olacak şekilde çalışıyor. Bu gerçekten ilginç çünkü malum günümüzde içerden içeriye tüm iç network client trafiğini firewall&#8217;dan geçiren ve bunu da ICSA sertifikalı firewall&#8217;lar ile yapabilen sistemler yok denecek kadar az. Bu gerçekten önemli bir özellik.</p>
<p>Sonuçta ortaya şöyle bir yapı çıkıyor. Kullanıcı şirket bilgisayarından bağlandığında tüm haklar ile iç network&#8217;e bağlanabiliyor. Eğer kendine ait bir cihazı yanında getirip kendi şirket hesabı ile bu cihazdan bağlanırsa sistem cihazı tanıyor ve kullanıcı o cihazla birlikte &#8220;kısıtlı iç network erişimi&#8221; rolüne otomatik olarak atanıyor.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-318" title="Role_Assignment_1" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad1.jpg?w=450&#038;h=277" alt="" width="450" height="277" /></a></p>
<p>Tabii diğer yandan sistem trafik önceliklendirme de yapıyor. Yani bir yandan kritik iş trafiği aynı network üzerinden akarken, bu trafiği etkilemeyecek şekilde VoIP, Apple FaceTime, IPTV vs trafik de arkaplanda kendisine uygun önceliklendirilmiş şekilde akıyor.</p>
<p>Bir diğer konu da çalışanlara ait cihazların fiziksel güvenliği. Şimdi biz malum bu cihazlara özel konfigürasyon sağlar ve şirket iç kaynaklarına kısıtlı da olsa bağlanmalarını sağlarsak, bu cihazların fiziksel güvenliklerini de sağlamamız gerekir. Bu da client&#8217;larımızı izleyen ve sürekli onların &#8220;sağlıklarını&#8221; monitor eden sistemlerle sağlanıyor. Sistemin bir diğer parçası olan ağ izleme yazılımı da client&#8217;ları izliyor, onların yerlerini sürekli takip ediyor ve örneğin olmamaları gereken bir yere gittiklerinde bizi mail,sms vs bir şekilde uyarıyor.</p>
<p>Diğer yandan aynı yazılım normal zamanlarda da bu cihazları diğer cihazlarla birlikte izleyerek onların doğru performansla çalışıp çalışmadıklarını da bize raporluyor. Malum, IT&#8217;cilerin en kralı problem ona kullanıcı tarafından bildirilmeden önce problemden haberdar olabilendir :) Sistem bu izleme işlerini de yapıyor.</p>
<p>Ek bir güvenlik özelliği olarak da, yukarıda da bahsedilen, taşınabilir cihazlar için kullanıcılara download ettirilip cihazlarına yükletilen otomatik yapılandırma ayarlarında da fiziksel güvenliği arttırıcı ayarlar olabiliyor. Örneğin şirket ağına bağlanacak Ipad&#8217;iniz siz şirket için gereken sertifikayı ve ayarları otomatik olarak yüklettirince artık 1dk boşta kalınca kendi kendine kilitleniyor :) E ne yapalım, şirket network&#8217;üne bağlanıyorsunuz, bu kadar ortalıkta gezebilen bir cihaz için fiziksel güvenlik şart :)</p>
<p>Ayrıca, bir başka &#8220;ya şöyle olursa?&#8221; senaryosuna da cevap vermek gerekir bu noktada. Bizim &#8220;normal&#8221; senaryomuzda kullanıcılar şirkete ait PC&#8217;ler ile EAP-PEAP ile ağa dahil oluyorlar, kendilerine ait mobil cihazlarda da EAP-TLS kullanıyorlar. Ya bizim kullanıcılarımız, aynen şirket PC&#8217;lerinde olduğu gibi Ipad&#8217;leri de EAP-PEAP ile ağa bağlamaya çalışırlarsa ne olacak? İşte o zaman da yine altyapının zekası devreye giriyor ve o mobil cihaz, yapmaması gerektiği halde EAP-PEAP ile bağlanmaya çalışırsa ağa bağlanabiliyor ancak otomatik olarak ya özel bir &#8220;bloklama&#8221; rolüne atanıp hiçbir yere bağlanamadan &#8220;şöyle şöyle yaptığınız için bağlanamadınız&#8221; yazan bir sayfaya redirect oluyor veya kısıtlı role sahip olup yine iç network&#8217;e tamamıyla bağlanamamış oluyor. Yani kullanıcıların sistemi kandırma niyetleri pek sonuç getirecek gibi değil :)</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-319" title="Role_Assignment_2" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad2.jpg?w=450&#038;h=315" alt="" width="450" height="315" /></a></p>
<p>Sonuçta, en yukarıdan bakarsak şöyle bir yapı ortaya çıktı:</p>
<p>1-Kullanıcılar kendilerine ait taşınabilir cihazları şirkete getirebiliyorlar.</p>
<p>2-Bu cihazları misafir olarak bağlamak yerine şirket SSID&#8217;sine bağlıyorlar.</p>
<p>3-Bunun için önce cihazı özel bir işlemle kablosuz ağa tanıtıp otomatik olarak bazı ayarlar yüklemek gerekiyor. Ardından cihaz şirket ağına bağlanıyor.</p>
<p>4-Şirket ağına bağlanan cihaz özel bir role atanıyor, gerekmeyen bazı yerlere erişemeyecek şekilde firewall&#8217;lanıyor.</p>
<p>5-Bu cihaz sürekli takip ediliyor ve olmaması gereken bir bölgeye gittiğinde sistem yöneticisi haberdar edilebiliyor.</p>
<p>6-Kullanıcı 3G bağlantısı ve ücreti ile uğraşmaktansa çok daha stabil olan şirket network&#8217;ü ile internete çıkıyor, her türlü &#8216;eğlence amaçlı&#8217; haberleşmesini, QoS teknikleri sayesinde kritik şirket haberleşmelerini engellemeden gerçekleştiriyor.</p>
<p>Güzel bir yapı :)</p>
<p>İyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/317/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/317/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=317&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/05/03/ipadlerinizi-is-yerine-getirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/05/ipad.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ipad</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Role_Assignment_1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/ipad2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Role_Assignment_2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MACSec &#8211; Her şey kriptolu, ya iç network?</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/04/28/macsec-her-sey-kriptolu-ya-ic-network/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/04/28/macsec-her-sey-kriptolu-ya-ic-network/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 08:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunlukla tüm korunma tedbirleri, ağımızın dışından gelecek saldırılara karşı ağımızı korumak üzerine şekilleniyor. Örneğin IPSec sayesinde LAN&#8217;lar arasında olan ve internet üzerinden akan trafiğimizi şifreliyoruz, TLS(SSL) sayesinde bir bilgisayar ile güvenli konuşması gereken diğer bilgisayar arasında olan trafiği şifreliyoruz. Şifreleme işlemleri genellikle LAN&#8217;lar arası veya Host&#8217;lar arası gerçekleşiyor. Şifrelemenin olmadığı (veya çok yüksek ihtimalle görülmediği) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=334&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğunlukla tüm korunma tedbirleri, ağımızın dışından gelecek saldırılara karşı ağımızı korumak üzerine şekilleniyor. Örneğin IPSec sayesinde LAN&#8217;lar arasında olan ve internet üzerinden akan trafiğimizi şifreliyoruz, TLS(SSL) sayesinde bir bilgisayar ile güvenli konuşması gereken diğer bilgisayar arasında olan trafiği şifreliyoruz. Şifreleme işlemleri genellikle LAN&#8217;lar arası veya Host&#8217;lar arası gerçekleşiyor.</p>
<p>Şifrelemenin olmadığı (veya çok yüksek ihtimalle görülmediği) tek bir alan var: Yerel Ağ&#8217;larımızın &#8220;iç&#8221; bölgesi&#8230; Yani iç bölge hani firewall&#8217;imizin &#8220;iç&#8221; tarafında ya, bu yüzden çok güvenli, bu yüzden orada herhangi bir kriptolamaya ihtiyaç yok, bu yüzden LAN&#8217;da dolaşan tüm trafik gayet rahat bir şekilde kriptosuz gezebilir, öyle mi? Hayır öyle değil. Biliyoruz ki, aslında tehditlerin çok önemli bir kısmı, aslında içerden geliyor. Network&#8217;ümüzün iç bölgesini kriptosuz yapmak pek mantıklı değil.</p>
<p>Diğer yandan, iç network&#8217;te akan trafiği de güvenli hale getirmek üzerine kullanılan IPSec tabanlı yapılar da çok ciddi eksiklikler sunuyor. Örneğin, tüm network üzerinde akan trafiği kriptolu yapmak için, tüm hostların yerel ağdaki bir cihaza IPSec VPN yaptığını ve tüm trafiklerini önce IPSec VPN trafiğini sonlandıran cihaza, oradan da FW üzerinden dışarıdaki bir hedefe ulaştırdığını düşünelim. Bu durumda yine ne yazık ki tam olarak istediğimiz gibi çalışan bir network elde edemiyoruz. Örneğin switch&#8217;lerimiz üzerinde QoS yapamıyoruz. Dahası, hangi network cihazında QoS yapmak istiyorsak ve bu cihazın üstünden akan trafik kriptolu ise QoS yapmamız mümkün olmuyor. Çünkü yerel ağdaki cihazlarımız IPSec trafiğinin içinde neler olduğunu bilemiyor ve farklı tipteki trafikleri birbirinden ayırıp farklı derecelerde önceliklendiremiyor. Üzerinde QoS yapılamayan güvenli bir network ciddi anlamda çok önemli bir boyutu eksik bir nokta demek. Diğer yandan, eğer iç network&#8217;u IPSec ile güvenli hale getirmeye kalkarsak, adı üstünde IPSec, ethernet üstünde taşıyıp IP olmayan trafiklerimiz, aktif cihazlar arası VRRP vs protokollerimiz, CDP vs protokollerimiz şifrelenmiyor, sadece IP trafiğimiz şifreleniyor. Bu da IP haricindeki trafikler için güvenlik eksikliği demek.</p>
<p>Yerel ağdaki &#8220;kriptosuzluk&#8221; durumunu nasıl çözeriz? Bunun için yeni bir protokol doğdu, hayırlı olsun, ismi MACSec, nam-ı diğer 802.1ae.</p>
<p>MACSec aslında oldukça basit çalışan bir protokol.</p>
<p>Bu protokol L2&#8242;de çalışıyor ve ethernet üzerinden akıtılabilen ne varsa bunları şifreleyebiliyor. Yani IPSec&#8217;den daha geniş bir alana sahip olduğu için, IP olmayan ama ethernet üzerinden giden trafikleri de şifreleyebiliyor.</p>
<p>OSI modeli üzerinden konuşacak olursak, MACSec, L2&#8242;ye entegre olarak çalışan, L2&#8242;deki bir alt katman olan Logical Link Control (LLC) üzerinden geçerek medyaya gitmek üzere MAC alt katmanına iletilecek paketlere müdahale edip onları şifreleyen bir sistem. Yani OSI modeline göre, L2&#8242;nin alt katmanlarından olan MAC gibi çalışan ama MAC&#8217;in kriptolu olanı. L2&#8242;deki bu katmanın asıl ismi LinkSec.</p>
<p>Yani iletişimi şifreleyen 802.1ae MACSec ve aradaki anahtar değiş tokuşunu yapan 802.1af KeySec standartları sayesinde LinkSec isimlendirmesi ortaya çıkmış durumda. Yani MACSec + KeySec = LinkSec :)</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-335" title="macsec1" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec.jpg?w=450&#038;h=269" alt="" width="450" height="269" /></a></p>
<p>Yerel ağdaki bilgisayarları, bilgisayarlardan başlayıp yerel ağın merkezinde bir yerlerdeki vpn concentrator cihazına kadar IPSec ile şifreleme tekniğinin verimli olmadığı yukarıda belirtilmişti. Yerel ağı şifrelemek için IPSec yerine MACSec kullanıldığı zaman trafik switch&#8217;ler ve client&#8217;lar arasında, kablonun üstünden akarken şifreli oluyor ancak switch&#8217;lerden geçerken kriptosu çözülüyor ve switch&#8217;ler tarafından cleartext olarak işleniyor. Bu sayede, hem switch&#8217;ler trafiği sanki her şey cleartext çalışıyormuş gibi istedikleri gibi işleyebiliyor (QoS, ACL, L3 forwarding vs) hem de yerel ağda akan ve IP olmayan trafikler de şifrelenerek tam anlamıyla bir yerel ağ güvenliği ortaya çıkarılmış oluyor.</p>
<p>MACSec güvenliği altında bir cihazdan başka bir cihaza akacak olan bir veri, yol üstünde tümüyle şifreli olarak yol alıyor. Eğer trafik yolda bir switch ile karşılaşırsa bu switch&#8217;in de MACSec&#8217;ten anlaması ve trafiği çözmesi gerekli. Yol üstündeki trafiğin şifresi çözülüyor, üzerinde gerekli işlem yapılıyor ve daha sonra diğer linkten tekrar şifrelenerek kabloya bindiriliyor ve gönderiliyor.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-336" title="macsec2" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec2.jpg?w=450&#038;h=300" alt="" width="450" height="300" /></a></p>
<p>Tabii network ortamında tüm cihazların MACSec desteklememesi gibi bir durum olabilir. Eğer bir link&#8217;in bir ucundaki cihaz MACSec destekliyor diğeri desteklemiyorsa o link üzerinden akacak veri şifrelenmiyor. Yani MACSec ile yerel ağı şifrelerken tüm ağın %100 oranında kriptolu olması gibi bir zorunluluk yok, kriptolama desteklemeyen cihazlarla olan haberleşmeler kriptosuz, geri kalanı kriptolu olacak şekilde bir yapının kurulması mümkün.</p>
<p>MACSec frame yapısı da bildiğimiz MAC yapısından çok farklı değil. Normal bir MAC kaynak adres hedef adres içeren header&#8217;a ek olarak bir güvenlik etiketi (SecTAG) ardından kriptolu data, ardından ICV (kripto sonrası güvenli veri için hesaplanan Integrity Check Value) ve son olarak CRC.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-337" title="macsec3" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec3.jpg?w=450&#038;h=264" alt="" width="450" height="264" /></a></p>
<p>Sonuç olarak, MACSec yerel ağı içeriden gelecek atak ve dinlemelere karşı koruyor ve bunları yaparken de yerel ağda kullanmak istediğimiz cihazların özelliklerinden herhangi bir ödün vermiyor. Tabii bunun için bu cihazların da MACSec desteklemesi gerekiyor ve yakında MACSec destekleyen cihazlar çok daha fazla sıklıkla piyasada yer almaya başlayacak.</p>
<p>&#8220;Noktadan noktaya güvenlik&#8221; mantığında çalışan MACSec, tüm cihaz arasında &#8220;noktadan noktaya güvenlik&#8221; sağlıyor ve bu sayede tüm ağ, daha doğrusu ağ üzerinde ethernet ile taşınabilen her şey hem kriptolu taşınmış hem de tüm aktif cihazlar üzerinde müdahale edilebilmiş oluyor. Bu, yönetimsel kolaylığın maksimize edildiği ve aynı zamanda güvenliğin elden bırakılmadığı, hatta çok üst seviyelere taşındığı bir yapı.</p>
<p>İyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/334/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=334&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/04/28/macsec-her-sey-kriptolu-ya-ic-network/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">macsec1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">macsec2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/04/macsec3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">macsec3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kablosuz Ağlarda &#8220;Gürültü&#8221; Problemleri Hakkında</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/04/18/kablosuz-aglarda-gurultu-problemleri-hakkinda/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/04/18/kablosuz-aglarda-gurultu-problemleri-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2011 12:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[802.11n]]></category>
		<category><![CDATA[aruba]]></category>
		<category><![CDATA[cisco]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü]]></category>
		<category><![CDATA[kablosuz ağ]]></category>
		<category><![CDATA[noise]]></category>
		<category><![CDATA[noise aware wireless operation]]></category>
		<category><![CDATA[spectrum analysis]]></category>
		<category><![CDATA[spectrum analyzer]]></category>
		<category><![CDATA[wireless network]]></category>
		<category><![CDATA[wireless networking]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Bu gün sizlere kablosuz ağların kullanımının çok çok artması sonucu ortaya çıkmaya başlayan bir sıkıntıdan bahsedeceğim.  Kablosuz ağlar, kullanıldıkları ortam dahilindeki başka faktörlerden de etkilenebiliyorlar. Örneğin, 2,4Ghz veya 5Ghz  bandında çalışan AP&#8217;ler, çalıştıkları frekansa etki eden diğer cihazlar yüzünden çalışamaz hale gelebiliyorlar. Özellikle 2.4Ghz frekansı ciddi problem. Günlük hayatta kullandığımız birçok kablosuz ekipman, bu frekanstan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=275&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün sizlere kablosuz ağların kullanımının çok çok artması sonucu ortaya çıkmaya başlayan bir sıkıntıdan bahsedeceğim.  Kablosuz ağlar, kullanıldıkları ortam dahilindeki başka faktörlerden de etkilenebiliyorlar. Örneğin, 2,4Ghz veya 5Ghz  bandında çalışan AP&#8217;ler, çalıştıkları frekansa etki eden diğer cihazlar yüzünden çalışamaz hale gelebiliyorlar.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-273" title="SpectrumAnalyzerData" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/1.jpg?w=450&#038;h=253" alt="" width="450" height="253" /></a></p>
<p>Özellikle 2.4Ghz frekansı ciddi problem. Günlük hayatta kullandığımız birçok kablosuz ekipman, bu frekanstan çalışıyor.  Kablosuz video aktarıcılar, evlerimizdedeki sabit hatlar için kullandığımız kablosuz DECT telefonlar, bebekleri  dinlemek/izlemek için kullanılan kablosuz alıcı vericiler, mikrodalga fırınlar(büyük tehlike!), bluetooth cihazlar vesaire  vesaire&#8230; Bunlara ek olarak ortamda çalışan, sinyali bize kadar ulaşan ama bizim olmayan kablosuz access point&#8217;ler.. Bu  cihazların tümü, eğer bizim kablosuz erişim cihazlarımıza kadar sinyallerini ulaştırabiliyorlarsa bizim AP&#8217;lerin  yayınlarını olumsuz etkiliyorlar, hatta tümüyle bozabiliyorlar.</p>
<p>İşte bu ortamda çalışan AP&#8217;lerin, sadece birinin veya birkaçının değil, hepsinin ortamı tarama ve bize detaylı bilgi  sağlama özelliğinin olması gerekir.</p>
<p>Belirli frekans bantlarını gerçek zamanlı olarak Layer1 ortamında tarayıp ham data alabilen bu sistemlere Spectrum Analyzer  denilir. Spectrum Analyzer cihazları önceden USB&#8217;den bilgisayarımıza bağladığımız ekipmanlardı. Bilgisayarımıza bu  cihazları takar ve inceleyeceğimiz ortamda bunları çalıştırıp o bölgenin havasını &#8220;koklardık&#8221;. Artık USB&#8217;den takılan bu  pahalı ekipmanlara ihtiyacımız yok, artık her AP&#8217;nin birer Spectrum Analyzer&#8217;lik yaptığı kablosuz ağ yapıları  kurulabiliyor. Hatta ve hatta artık AP&#8217;ler bir yandan yayın yaparken bir yandan da Spectrum Analyzer&#8217;lik yapıp ortamdaki  tüm sinyalleri bize gösterebiliyorlar.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-274" title="Spectrum_RealTime" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg?w=413&#038;h=647" alt="" width="413" height="647" /></a></p>
<p>Spectrum Analyzer olarak çalışabilen AP&#8217;ler sayesinde, bizler, artık herhangi bir AP&#8217;nin duyabildiğini her türlü sinyali  analiz edip, bu sinyalin AP&#8217;yi etkileyip etkilemediğini anlayabiliyoruz. Bu imkan önemli bir imkan, özellikle kablosuz  ağların dominant bağlantı teknolojisi haline geldiği, son kullanıcı için kablo bulunmayan ofislerin kurulduğu günümüz  dünyasında gerçekten büyük bir imkan. Önceden kablosuz network, kablolu ağ çalışmadığı zaman danışılan bir yardımcı  ortamdı. Artık kablosuz ağ olmadan veya kablosuz ağ düzgün çalışmadan işler yürümüyor, çok çok kritik işler kablosuz ağlar  üzerinden yürütülüyor.</p>
<p>Peki, daha açık olmak gerekirse bu sistem tam olarak ne işimize yarayacak?</p>
<p>Bu sistem sayesinde biz istediğimiz zaman AP&#8217;lerin tam olarak neler duyduğunu anlayabileceğiz. Yoksa bizim AP&#8217;nin  yakınlarında, binanın diğer tarafındaki ofiste olan ama orada olduğunu bilmediğimiz bir mikrodalga fırın mı var? Yoksa  bizim kattaki kablosuz ağ, üst kattaki gibi sapasağlam çalışmıyor, sebebi bu mu? Özellikle sabahları kablosuz ağ arada bir  duruyor, yoksa yan ofisteki arkadaşlar poğaçalarını mı ısıtıyorlar mikrodalgada? :))</p>
<p>Evet eskiden bu tip problemleri tespit edip ortadan kaldırmak çok çok zordu. Artık bir RF uzmanının yerinde müdahalesine  bile gerek yok, AP&#8217;ler otomatik olarak kendisini rahatsız eden gürültüyü anlayıp hemen boş ve rahat bir kanala  zıplayıveriyorlar.</p>
<p>Velhasıl artık tüm AP&#8217;lerimizde Spectrum Analyzer çalışması ve hem Kablosuz Ağ yayını yapıp hem de aynı anda Spectrum  Analzer ile veri toplanabiliyor olması çok aradığımız ve önemli bir kablosuz ağ mimarisi&#8230;</p>
<p>İyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/275/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/275/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=275&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/04/18/kablosuz-aglarda-gurultu-problemleri-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">SpectrumAnalyzerData</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Spectrum_RealTime</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kablosuz Ağlarda Option 82 desteği.</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/04/11/kablosuz-aglarda-option-82-destegi/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/04/11/kablosuz-aglarda-option-82-destegi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 08:27:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[aruba]]></category>
		<category><![CDATA[cisco]]></category>
		<category><![CDATA[dhcp]]></category>
		<category><![CDATA[dhcp option]]></category>
		<category><![CDATA[dhcp relay]]></category>
		<category><![CDATA[kablosuz ağ]]></category>
		<category><![CDATA[location aware services]]></category>
		<category><![CDATA[option 82]]></category>
		<category><![CDATA[option 82 support]]></category>
		<category><![CDATA[wireless lan]]></category>
		<category><![CDATA[wireless network]]></category>
		<category><![CDATA[wireless networking]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Biraz da kablosuz dünyadan bahsedelim. Kablosuz dünyaya ait tonla teknoloji var ve bunlardan birçoğu gerçekten hayatı kolaylaştıracak türden. Ben Aruba Networks ürünleri üzerinde çok çalıştım ve Aruba Networks ürünleri merkezli olmak üzere diğer tüm networking üreticilerinin ön plana çıkarttığı kablosuz teknolojiler hakkında biraz konuşmak isterim. Örneğin option 82 özelliğinden bahsedelim. Normalde kablosuz istemcilerin DHCP istekleri, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=265&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz da kablosuz dünyadan bahsedelim. Kablosuz dünyaya ait tonla teknoloji var ve bunlardan birçoğu gerçekten hayatı<br />
kolaylaştıracak türden. Ben Aruba Networks ürünleri üzerinde çok çalıştım ve Aruba Networks ürünleri merkezli olmak üzere<br />
diğer tüm networking üreticilerinin ön plana çıkarttığı kablosuz teknolojiler hakkında biraz konuşmak isterim.<br />
Örneğin option 82 özelliğinden bahsedelim.<br />
Normalde kablosuz istemcilerin DHCP istekleri, bilindik bir şekilde, DHCP standardına uygun olarak DHCP sunucuya ulaşır,<br />
DHCP sunucu bunlara bir IP adresi sunar ve o IP adresi o istemcinin olur. DHCP sunucunun istemci ile aynı yerel ağda<br />
olmadığı durumlarda, istemcinin default gateway&#8217;inin DHCP Relay işlemi yapması gerekir. Yani, istemcinin default gateway&#8217;i<br />
kendisine gelen DHCP isteklerini başka bir network&#8217;teki DHCP sunucuya &#8220;relay&#8221; eder. Bu şekilde, DHCP server istemci ile<br />
aynı network dahilinde değilken de DHCP server ip sağlama hizmetini yerine getirebilir.<br />
Peki Option 82 özelliği bu işin neresinde?<br />
Büyük çapta bir network düşünelim. Dünya çapında bir network olsun. Her ülkenin değişik yerlerinde hot spot access<br />
point&#8217;lerimizin olduğunu düşünelim ve AP&#8217;lere bağlanan müşterilerimizin bir captive portal sayfası aracılığı ile bizden<br />
internet satın alıyor olduklarını varsayalım. Sonuçta bunu sağlamak için müşterilerimiz AP&#8217;lere bağlanıp otomatik IP<br />
alacaklar ve internet&#8217;e gitmeye çalıştıklarında bizim captive portal&#8217;i görecekler. Her hot spot lokasyonunu farklı bir IP<br />
bloğu olarak atayabilir veya belirli bir bölgedekileri (örn İst &#8211; Ortaköy bölgesi cafeleri gibi) aynı network dahilinde de<br />
tutabiliriz, çok önemli değil. Asıl önemli olan nokta, bizim merkezde bulunan içerik sağlama yazılımlarımızın (captive<br />
portal&#8217;i ve/veya captive portal üzerindeki reklamları sağlayan yazılımlarımızın) hangi müşterimizin hangi AP üzerinden<br />
merkeze bağlandığını bilebilmesidir. İşte bunu option 82 ile sağlamak mümkün.<br />
Yani olay şöyle çalışıyor, bir müşteri bir AP üzerinden bağlanıyor, DHCP isteği gönderiliyor. Bu DHCP isteği merkezdeki<br />
controller tarafından relay edilip DHCP server&#8217;a gönderilmeden hemen önce option 82 field&#8217;ina bu müşterinin bağlandığı<br />
access point&#8217;in mac adresi (veya essid&#8217;si) yazılıp öyle gönderiliyor. Artık DHCP server IP&#8217;yi ona göre verir, içerik<br />
sağlamak yazılımları müşterinin göreceği captive portal&#8217;a ona göre reklam yayınlarlar, o merkezdeki yazılımlara kalmış.<br />
Bu anlamda option 82 teknolojisi, mekan tabanlı hizmet servislerine önemli katkı sağlamış oluyor.<br />
Teşekkürler ;)<br />
Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/265/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/265/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=265&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/04/11/kablosuz-aglarda-option-82-destegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ve işte Thunderbolt!</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2011/03/30/ve-iste-thunderbolt/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2011/03/30/ve-iste-thunderbolt/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2011 16:57:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Bağlantı Noktasına &#8220;Hoşgeldin&#8221; Diyelim! Intel&#8217;in Light Peak adıyla yıllardır geliştiredurduğu hızlı veri aktarımı teknolojisi nihayet günyüzüne çıktı. Intel, light peak kod ismiyle, uzunca bir süredir, fiber optik teknolojisini kullanarak USB 3.0&#8242;i bile doğmadan öldürecek bir teknoloji üzerinde zaten çalışıyordu. Fakat, malum, fiber optik kablo teknolojisindeki bazı kısıtlamalar, bu porta bağlanacak ekipmanlara port üzerinden elektrik aktaramayacak olmak, bunun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=306&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/intel_thunderbolt.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-307" title="intel_thunderbolt" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/intel_thunderbolt.jpg?w=300&#038;h=141" alt="" width="300" height="141" /></a></p>
<p><strong>Yeni Bağlantı Noktasına &#8220;Hoşgeldin&#8221; Diyelim!</strong></p>
<p>Intel&#8217;in Light Peak adıyla yıllardır geliştiredurduğu hızlı veri aktarımı teknolojisi nihayet günyüzüne çıktı. Intel, light peak kod ismiyle, uzunca bir süredir, fiber optik teknolojisini kullanarak USB 3.0&#8242;i bile doğmadan öldürecek bir teknoloji üzerinde zaten çalışıyordu. Fakat, malum, fiber optik kablo teknolojisindeki bazı kısıtlamalar, bu porta bağlanacak ekipmanlara port üzerinden elektrik aktaramayacak olmak, bunun için ek bir kablo ve kompleks bir kablo yapısının kullanılması gerekliliği gibi engeller yüzünden Intel, bu teknoloji için fiber optik kullanmaktan vazgeçti ve farklı formlara yöneldi. Nihayetinde Intel, bu yapıyı bakır üzerinden iletmeyi oldukça verimli buldu. Sistem artık bakır üzerinden çalışıyor ve anakartlar üzerinden bolca tanıdığımız ve oldukça yüksek veri aktarım hızını zaten sunuyor olan &#8220;PCI-Express portların haricen ulaşılabileni&#8221; gibi tanımlanabilir. Peki bu teknoloji nasıl bir market girişi yaptı? Intel bu konuda Apple ile anlaştı. Apple cihazlarda zaten uzunca bir süredir Mini DisplayPort adında bir harici monitor bağlama portu vardı. Bu port üzerinden oldukça yüksek çözünürlüklü (2560&#215;1600&#8242;e kadar) video verisi kayıpsız ve güç olarak da oldukça verimli bir şekilde iletilebiliyordu.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/22_thunderbolt-cable.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-310" title="TH_Cable" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/22_thunderbolt-cable.jpg?w=450&#038;h=300" alt="" width="450" height="300" /></a></p>
<p>İşte Intel ve Apple bu port üzerinde çalıştı ve ortaya Thunderbolt çıktı. Thunderbolt, aynı portun aynı anda hem Mini DisplayPort olarak hem de Light Peak teknolojisi ile kullanılmasını sağlıyor. Yani aynı porta, tekrar üstüne basarak belirtelim, <strong>aynı anda</strong> hem harici monitor bağlayıp hem de 10Gbps hızında data aktarımı yapabileceğiniz harici cihazlar bağlayabiliyor, üstüne bir de bu cihazlara güç sağlayabiliyorsunuz.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/fig2thunderboltintel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-308" title="Fig2ThunderboltIntel" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/fig2thunderboltintel.jpg?w=450&#038;h=138" alt="" width="450" height="138" /></a></p>
<p>Tabii aynı anda hem harici monitor bağlayıp hem de harici cihazı tek bir porta nasıl bağlayabileceğimize dair sorular sorulabilir. Bunu yapabilmek için, portun daisy-chain özelliği mevcut. Yani Thunderbolt portuna bağladığınız bir harici monitorün üstünde de bir thunderbolt portu olabiliyor ve o porta bir harici disk bağlanabiliyor, onun üzerindeki porta başka bir monitör, onun üstündeki porta da harici bir blu-ray yazıcı bağlanabiliyor, mesela. Bu şekilde aynı zincir üzerinde en fazla 2 adeti monitor olacak şekilde toplam en fazla 7 cihaz çalıştırılabiliyor.</p>
<p><a href="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/thunderbolt.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-309" title="thunderbolt" src="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/thunderbolt.jpg?w=344&#038;h=188" alt="" width="344" height="188" /></a></p>
<p>USB ile ortaya çıkan, &#8220;tek tip port olsun herkes onu kullansın&#8221; mantığı o kadar ileri boyutlara taşınmıştı ki, o kadar çok tip cihazın usb üzerinden çalışanı çıkmıştı ki, &#8220;neredeyse usb monitör yapacaklar hahah&#8221; diye dalga geçiyorduk, ama sanırım o da oldu :)</p>
<p>Bir sonraki bağlantı noktası Thunderbolt mu olacak? Apple&#8217;in her tarafa bir şeyler sokuşturan dahiyane pazarlamacı mantığı Thunderbolt için güzel günlerin habercisi olabilir.</p>
<p>İyi çalışmalar.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/306/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=306&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2011/03/30/ve-iste-thunderbolt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/intel_thunderbolt.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">intel_thunderbolt</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/22_thunderbolt-cable.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">TH_Cable</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/fig2thunderboltintel.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Fig2ThunderboltIntel</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://oguzhaneren.files.wordpress.com/2011/03/thunderbolt.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">thunderbolt</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kol Kırılır&#8230;</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2009/08/23/kol-kirilir/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2009/08/23/kol-kirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 20:55:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz kültürü dahilinde büyümemiş, bu toprakların &#8220;bakış&#8221; ve &#8220;düşünüş&#8221; metodundan nasibini almamış pek sevgili &#8220;yabancı&#8221; arkadaşlar, çok olağan olarak bize garip gelen tutumlarda bulunuyorlar. Bu &#8220;garip&#8221; tavırların kimisi bize göre güzel, kimisi değil. Yabancıların, &#8220;davranış alışkanlıkları&#8221; açısından bakıldığında, öyle bazı tavırlar var ki insanı kendi ülkesine doğru baktırıp &#8220;import&#8221; mekanizması arattırıyor. Aslında işi anadolu-avrupa ayrımına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=260&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz kültürü dahilinde büyümemiş, bu toprakların &#8220;bakış&#8221; ve &#8220;düşünüş&#8221; metodundan nasibini almamış pek sevgili &#8220;yabancı&#8221; arkadaşlar, çok olağan olarak bize garip gelen tutumlarda bulunuyorlar. Bu &#8220;garip&#8221; tavırların kimisi bize göre güzel, kimisi değil. Yabancıların, &#8220;davranış alışkanlıkları&#8221; açısından bakıldığında, öyle bazı tavırlar var ki insanı kendi ülkesine doğru baktırıp &#8220;import&#8221; mekanizması arattırıyor.</p>
<p>Aslında işi anadolu-avrupa ayrımına taşıyıp, bizim &#8220;avrupa yakası&#8221;nın aslında ne kadar da avrupa yakası olmaktan ziyade kekliği taklit ederken kendi yürüyüşünü şaşıran melez karga olduğundan dem vuracaktım ama yorgunum, onu başka bir yazıda ele alırım.</p>
<p>&#8220;Kol kırılır yen içinde kalır&#8221; der anadolu insanı. Bu böyledir. Aile içerisinde dönenler gizlidir. İnsanlar uysal koyun olmadıkları fakat uysal olmadıklarını reklamlamadıkları bir dozda yaşarlar. Bunun ismi &#8220;aile&#8221;dir. Kendine özeldir.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın beğenmediğimiz gavuru, aile kavramını işine de taşır, adına &#8220;takım&#8221; der. Bunu iyi yönetir. Biz bireyselliği modernlik zannedip, anadolu&#8217;dan uzaklaştıkça hoşumuza giden tekillik hali ile sarhoş durumda iken aslında modernliğe değil, bir nevi &#8220;katır&#8221;lığa yöneliriz. Sonuçta ortaya, sonu gelmeyecek kayıkçı kavgaları, birbirine eleştiri ötesinde laf atan ama aynı gazeteden ekmek yiyen yazarlar, fiziksel olarak gerçekten bir takım dahilinde bulunup iki kuruş para uğruna birbirinin altını oymaya çalışan futbolcular çıkar. Hem TV kameraları önünde veya başka insanların karşısında, kendi bulunduğu grubun gizlerini ortaya çıkaran, kolunun kırıldığını açıkça gösteren ve hatta başka kolları kırmak için plan yapan bir güruh, kendini modern zannetse de modern değildir.</p>
<p>Bugün F1 Avrupa GP&#8217;sini seyrederken gördüm, McLaren takımı ciddi bir hata yaptı. Pit&#8217;e gelen Lewis Hamilton&#8217;un aracının değişmesi gereken ön sağ ve sol sert lastiklerinin yerine takılacak olan yeniler montaj için hazır değildi. Bu lastikler araç bekliyor iken hazırlandı ve Hamilton 5-6 saniye civarı vakit kaybetti. Hamilton&#8217;un kurallar gereği kullanması gereken lastik opsiyon lastiği olsaydı ve genellikle, Valencia için sert lastiklerin seçildiği bir ortamda, opsiyon lastiği (yumuşak hamurlu lastik) seçimini pas geçebilecek/unutabilecek bir pit ekibi yine de biraz olsun hoş görülebilirdi ancak adamlar düpedüz sert lastiği getirmeyi geciktirdi. Ortada Hamilton&#8217;un habersizce pite girdiğini gösteren bir ibare de yoktu zira pit ekibi, lastikler hariç ve 30 küsür kiloluk benzin pompası dahil, yerli yerinde idi. Bu pit stop esnasında yaşanan zaman kaybı sonrası, yani muhtemelen bir veya iki kişinin işini yanlış yapması sonucu oluşan bu zaman kaybı sonrası, Hamilton birincilikten oldu. Bu çok büyük bir hataydı.</p>
<p>Basın toplantısı öncesi TRT stüdyosundan, gayet hızlı bir şekilde, alışık olduğumuz üslupta reaksiyonlar geldi. Yok lastikçiler laflıyormuş, yok ciddiyetsizlikmiş falan. Neyse.</p>
<p>Basın toplantısına özellikle dikkat ettim. Hamilton&#8217;un bu konudaki yorumunu merak ediyordum. 1985 doğumlu bu küçük arkadaşın, takımdaki bu ciddi hata karşısında, normalden daha duygusal ve daha az olgun davranıp daha sert tavırlar sergileyeceğini düşündüm. Malum, bizim &#8220;melez&#8221; yapımız bizi; futbol programlarından, basın dünyasından, bilmemne tv kanalının güzel kızlarla dolu stüdyosundaki spot ışıklarının şekillendirdiği &#8220;ego&#8221;lardan dolayı, sert ve direkt hata yapan kişiyi hedef alan açıklamalar duymayı bekler hale getirmişti.</p>
<p>Lewis Hamilton&#8217;a beklenen soru soruldu, &#8220;Ne oldu da orada o problem oldu? Hata neydi? Birinciliği kaybettiniz&#8230;?&#8221; dendi.</p>
<p>Lewis soruya resmen tokatla karşılık verdi: &#8220;We win together, we lose together&#8230;&#8221;</p>
<p>E ama &#8220;takım çalışması, sinerji, motivasyonel uyum&#8221; vesaire diye adlandırdığınız, plaza insanlarına dayattığınız ama bir türlü tam olarak uygulayamadığınız, avrupalının çok güzel uyguladığı bu &#8220;izolasyon&#8221;u biz zaten biliyorduk kuzum&#8230; &#8220;Kol kırılır yen içinde kalır&#8221; diyorduk. Ne diye uzakta arıyorsunuz&#8230;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/260/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=260&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2009/08/23/kol-kirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kamera Arkası</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2009/01/22/kamera-arkasi/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2009/01/22/kamera-arkasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 10:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diger]]></category>
		<category><![CDATA[disko kralı]]></category>
		<category><![CDATA[kamera arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Çok güzel kameralar var. Herhangi bir şey çekmek istediğimiz zaman kullanabileceğimiz, çok heyecan verici ekipmanlar mevcut. Profesyonel HD kameralar, ışıklar, şaryolar, jimmy jib&#8217;ler&#8230; Şahane oyuncaklar bunlar. Öte yandan, işin keyifli kısmı sadece bu ekipmanlar değil. Kendi adıma konuşacak olursam, kamera arkasındaki ekipmanlara ek olarak, kamera arkasındaki koşturmaca ve muhabbet de inanılmaz keyifli ve heyecan verici [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=252&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok güzel kameralar var.</p>
<p>Herhangi bir şey çekmek istediğimiz zaman kullanabileceğimiz, çok heyecan verici ekipmanlar mevcut. Profesyonel HD kameralar, ışıklar, şaryolar, jimmy jib&#8217;ler&#8230; Şahane oyuncaklar bunlar.</p>
<p>Öte yandan, işin keyifli kısmı sadece bu ekipmanlar değil. Kendi adıma konuşacak olursam, kamera arkasındaki ekipmanlara ek olarak, kamera arkasındaki koşturmaca ve muhabbet de inanılmaz keyifli ve heyecan verici geliyor bana.</p>
<p>Canlı yayınlanan televizyon programlarına birçok kez stüdyoda seyirci olarak katılma şansım oldu. Yayına dakikalar kala yaşanan koşturmaca ve panik ortamını, ağzımın suyu akarak seyretmişimdir hep. Belki bir gün, kenardan köşeden de olsa, hararetli bir canlı yayın ortamında, kamera arkasında bulunma şansım olur benim de.</p>
<p>Asıl söylemek istediğime geleyim. Disko Krali programında, bilirsiniz, program arasına skeçler girer. Bu esnada, izleyiciler skeci seyrederken reji kendi arasında konuşmaya, programın bundan sonrasının akışını yönetmeye devam eder. Kamera arkası konuşmaları, o tatlı kavga-gürültüyü seyirci duymaz. Disko Kralı programının 17 Ocak 2009 tarihli yayınında ilginç bir skeç vardı. Skeç normal skeçti ama yayına verilirken; o esnada reji, yönetmen ve stüdyo şefi arasındaki konuşmalar da yayına verildi. Canlı değildi, muhtemelen bir önceki programdan kaydedilmişti. Ağzım açık, delirerek izledim. :) Çok hoşuma gitti. Uzaktan bakarak söylüyorum tabii ama hakikaten çok keyifli bir meslek bence, oradaki insanların yaptığı. Kamera arkasını paylaştığınız için teşekkürler Disko Kralı ekibi.</p>
<p>İzleyelim :)</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://oguzhaneren.com/2009/01/22/kamera-arkasi/"><img src="http://img.youtube.com/vi/KnGjw13TEfE/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>Sevgiler.</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/252/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/252/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=252&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2009/01/22/kamera-arkasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cisco Eos</title>
		<link>http://oguzhaneren.com/2009/01/10/cisco-eos/</link>
		<comments>http://oguzhaneren.com/2009/01/10/cisco-eos/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 15:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Networking ve Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[cisco]]></category>
		<category><![CDATA[cisco eos]]></category>
		<category><![CDATA[cisco systems]]></category>
		<category><![CDATA[community]]></category>
		<category><![CDATA[eos]]></category>
		<category><![CDATA[networking]]></category>
		<category><![CDATA[online community]]></category>
		<category><![CDATA[social networking]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oguzhaneren.com/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba, Networking dünyasında olanlar Cisco markasını mutlaka duymuştur. Cisco Systems 1984 yılında kurulmuş networking devi bir firmadır, her türlü networking ekipmanı üretir. Ürünleri &#8220;enterprise class&#8221;tır, yani oldukça pahalı ve parasının karşılığını veren, uzun vadeli çalışan, çoğunlukla rock-solid tabir edilen ürünlerdir. Biz Türkçe&#8217;de buna &#8220;taş gibi&#8221; diyoruz. :) Cisco Sytems bir yazılım firmasıdır ve ürettiği IOS-Internetwork [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=237&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Networking dünyasında olanlar Cisco markasını mutlaka duymuştur. Cisco Systems 1984 yılında kurulmuş networking devi bir firmadır, her türlü networking ekipmanı üretir. Ürünleri &#8220;enterprise class&#8221;tır, yani oldukça pahalı ve parasının karşılığını veren, uzun vadeli çalışan, çoğunlukla rock-solid tabir edilen ürünlerdir. Biz Türkçe&#8217;de buna &#8220;taş gibi&#8221; diyoruz. :)</p>
<p>Cisco Sytems bir yazılım firmasıdır ve ürettiği IOS-Internetwork Operating System isimli işletim sistemini çalıştıran network cihazlarını satar. Çok ciddi ölçekte yazılım mühendisliği ve ar-ge insan kaynağı mevcuttur.</p>
<p>Cisco Systems, tüm networking camiasının merkezindeki firma olsa da, bir Microsoft gibi bilişim dünyasının tümüne, hatta dünyanın tümüne ismen yayılmış bir firma değildir. Bilişim sektöründe çalışan fakat Microsoft ismini hiç duymamış bir kişi neredeyse mümkün değilken, aynı sektörde çalışan fakat Cisco Systems ismini duymamış bir kişinin olması gayet mümkündür.</p>
<p>Bu anlamda, Cisco Systems, kendi komünitesini oluşturmuştur. Çok fazla açılmamış, ancak kendi alt alanı dahilinde bilinmektedir.</p>
<p>Halbuki, biz networking camiasının insanları, hep bunun böyle olmaması gerektiğini düşünür idik. Cisco daha fazla açılmalı, daha çok yere gitmeli idi.</p>
<p>Cisco&#8217;nun daha çok bilinmesini istememizin nedeni ise, aslında bu firmanın ürettiği ürünlerin çok daha farklı amaçlar için, çok daha farklı alanlarda kullanılabileceği idi.</p>
<p>İşte gün geldi. Cisco Systems, artık, kendi yazılım üretebilme gücünü çok daha farklı bir alanın kullanımına açıyor.</p>
<p>Cisco, geçtiğimiz günlerde yapılan Cosumer Electronic Show fuarında Cisco Eos isimli yeni ürününü tanıttı. Bakın ismi IOS değil Eos, yani Internetwork Operating System değil, Entertainment Operating System.</p>
<p>Yani artık Cisco, soğuk bilgi işlem odalarına değil, tüm insanlara, tüm internet alemine yazılım sunacağını bildirdi.</p>
<p>Önce aşağıdaki videoyu izleyelim.</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://oguzhaneren.com/2009/01/10/cisco-eos/"><img src="http://img.youtube.com/vi/53cQeWSlRdM/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ne işe yarıyor Cisco Eos?</strong></p>
<p>Aslında Cisco yine de &#8220;son kullanıcıya hitap etmeme&#8221; alışkanlığından vazgeçmiş değil. Bu ürün de son kullanıcıya değil de, son kullanıcılara içerik sunan eğlence firmalarına yönelik. Mesela, elinde birçok içerik olan bir kurum, bu içerikleri doğru sunabilmek, doğru konumlandırabilmek, bu içerikler sayesinde doğru kişilere ulaşıp doğru ve yerinde reklam gelirleri elde edebilmek için çok ciddi bir &#8220;içerik yönetim sistemi&#8221; yatırımı yapmalı.</p>
<p>Çok kısaca anlatmak gerekirse, bu sistem şunu sağlıyor. Biliyorsunuz, eskiden web sayfası yapmak zordu. Şimdi wordpress sayesinde, iki tıklama ile kendimize ait gayet güzel düzenlenmiş web sayfamıza kavuşabiliyoruz. Hiç kodlama teknikleri bilmesek bile, yazılarımızı yazabiliyor, yorumlar alıyor, yazılarımıza fotoğraflar videolar ekleyebiliyoruz. Peki Youtube ayarında, içindeki kullanıcıların birbirleri ile sohbet edebileceği, video&#8217;lara, fotoğraflara yorum yapabileceği, bunları birbirlerine gönderebileceği bir &#8220;online community&#8221; ortamını, yani şu ünlü Web 2.0 ortamını &#8220;otomatik&#8221; olarak kurmaya ve çalıştırmaya ne dersiniz? Aynen wordpress&#8217;in bize sunduğu basit web sayfası hizmeti gibi, basit bir kurulumla, basit bir şekilde Web 2.0 ortamımız olsun. Tümüyle kişiselleştirilebilir olsun hatta. Sadece yazılım olarak da değil, istersek donanımlarıyla beraber, topluca satın alalım, kuralım, Web 2.0 dükkanımızı açmış olalım mesela? Güzel olmaz mı?</p>
<p>İşte Cisco Eos bu.</p>
<p>Eskiden Community 1.0 olarak tabir edeceğimiz yapılanmada, &#8220;kişiler kişiler ile&#8221; iletişime geçiyorlardı. Sadece birbirleri ile iletişim kuruyor ve bu şekilde karşılarında canlı biri olduğu bilerek haberleşiyorlardı. Eskide kaldı bu. Evet &#8220;chat&#8221; ortamlarından bahsediyorum.</p>
<p>Community 2.0 olarak tabir ettiğimiz ortamlar ise &#8220;kişilerin kişiler ile&#8221; değil de, &#8220;kişilerin bir içerik etrafında birbirleri ile&#8221; iletişime geçtiği ortamlar. Bu ortamlar dahilinde, &#8220;branding&#8221; yapmak mümkün oluyor. Yani kişileri belirli bir marka veya belirli tipte bir içerik etrafında toplamak, bu kişileri &#8220;reklamlamak&#8221;, bu kişilerin aynı türde içerik üretmelerini sağlamak, daha fazla içeriğe sahip olmak mümkün oluyor. Tabii bu reklam çorbasının içine, bu &#8220;kurucuya para ve prestij kazandıran&#8221; ortama kullanıcılar seve seve geliyorlar. Çünkü siteyi kuran para kazanırken, kullanıcılar da birbirlerini kazanıyorlar. Hatta kendi reklamlarını yapıp daha fazla kazanıyorlar. Velhasıl, günümüz ortamları, 2.0 ortamları. Fakat biliyorsunuz ki, &#8220;şıp diye&#8221; basit bir web sayfası oluşturmak günümüzde gayet kolay iken, ciddi profesyonel içerikli, reklamlı, istatistiki analizli, tümüyle kişiselliştirilebilir bir Web 2.0 Online Community ortamını oluşturmak, günümüzde, wordpress&#8217;ten blog almak kadar kolay değil. İşte Cisco tam bu noktaya temas ediyor ve Cisco Eos platformu sayesinde &#8220;şıp diye&#8221; online community ortamı kurmayı mümkün kılıyor. Hem de en profesyonelinden.</p>
<p>Yukarıda da belirttiğim gibi, Cisco Eos sayesinde kullanıcılar hem bir içerikle, hem de o içerik ile etkileşimde bulunan kullanıcılarla iletişim dahilinde olabiliyorlar. Bu gerçek bir Web 2.0 ortamı demek. Diğer yandan, sizin izin vereceğiniz ölçüler dahilinde, sizin bu ortamda sunduğunuz profesyonel içeriğe ek olarak, kullanıcıların upload ettikleri içeriklerin de ortamda bulunması mümkün. Bu, kullanıcıların hoşuna gidiyor, markaya değer katıyor ve tabii ortamı daha da canlandırıyor. Tabii markalama için, profesyonel içerik ve amatör içerik ayrımına dikkat etmek gerekli.</p>
<p>Cisco Eos platformunda, sistemin video server&#8217;ları önemli yük taşıyor, çünkü aktif içerik bu server&#8217;lar üzerinden yayınlanıyor. Cisco&#8217;nun bu donanım ve yazılım altyapısını, anahtar teslim olarak sunması zaten ortalığı çalkalayan şey. :)</p>
<p>Tabii platformun kendisinin kullanıcılarla etkileşimi de önemli. Platform, kullanıcının hareketlerine ve upload ettiği içeriğe bağlı olarak, ona uygun içerikleri kullanıcı aramadan evvel ona sunmuş oluyor. Örneğin her türlü spor görüntülerinin yayınlandığı bir online community ortamında, sürekli basketbol ile ilgili yazılar sunan ve basketbol videoları izleyen bir kullanıcıya, basketbol ile alakalı profesyonel içerikler ve diğer kullanıcıların sağladığı ilgili içerikler sunuluyor. Böylece, bu sistem dahilinde, kullanıcı içeriği aramıyor, içerik kullanıcıyı buluyor.</p>
<p>Bu sistemin, Web 2.0 ortamının alt yapı uğraşları ile zaman kaybetmek istemeyen firmalar için çok ciddi avantajı var. Tümüyle kişiselleştirilebilir bir sistem satın alıyor ve bu sistemi alıp basitçe kurmak haricinde, tonla &#8220;proje yönetimi&#8221; masrafından kaçınıyorlar. Bilirsiniz, günümüzde Web 2.0 modeli bir içerik sunma ortamına sahip olmak istediğiniz vakit, bu işe ciddi kaynak ayırmalı ve bu işi yapacak coder+designer+project manager kadrosuna çok ciddi paralar ve zamanlar harcamalısınız. Bunun yerine, sistemi alıyor, kuruyor ve çalıştırıyorsunuz.</p>
<p><strong>Peki gerçekte nasıl bir şey bu sistem? Bir örnek verelim..</strong></p>
<p>Mesela bu sistemi Türkiye&#8217;de kim kullanabilir?</p>
<p>Disko Kralı programını biliyorsunuz. Okan Bayülgen, ekibi ile birlikte hafta boyunca programına hazırlanıyor. Tüm ekip katılacak konukları ayarlamak uğraşıyor, programın akışını belirlemeye çalışıyor. Diğer yandan; ekibin bir kısmı skeçler üzerinde çalışıyor, Okan Bayülgen stüdyoda yeni deneyeceği ışık sistemi ile oynuyor, editörler program metinlerini hazırlıyor, vs vs&#8230;</p>
<p>Bu ekip ve bu ekibin ürettiği program, Türkiye&#8217;de milyonlarca insan tarafından ilgiyle takip ediliyor. Sadece bu program takip edilmiyor; Disko Kralı ekibinin; programa hazırlanma esnasında yaşadıkları, programdan hemen önce yaşadıkları, program esnasında olan bitenler, program sonrasında yapılan toplantılar, değerlendirme sohbetleri, stüdyodaki seyircilerin çektikleri görüntüler, reklam aralarında yaşananlar. Bunların hepsi merak ediliyor. Sonuçta, eğlenceli bir ekip eğlenceli bir program yapıyor fakat tüm seyircilerin stüdyoya girebilme şansı yok. O ortamda, yayına 10 saniye kala hissedilen tatlı panik duygusunu yaşama şansı yok. Hafta içi binlerce kişinin ekibi ziyaret etmesi, onlarla beraber Okan Bayülgen&#8217;in ofisinde pizza yemesi ve hep beraber gülmesi, muhabbet etmesi, çalışması ve eğlenmesi doğal olarak mümkün değil. Bu programın tümüne imrenen, öykünen, programın önünü arkasını ilgiyle takip eden bir kitle var.</p>
<p>Şimdi önemli soru geliyor: Bu programı merakla takip eden, bu program hakkında internette video&#8217;lar seyreden, video&#8217;lar upload eden, program hakkında yazılar yazan, yorumlar yapan insanlar; bu işleri yapabilmek için nereleri kullanıyorlar? İşte önemli soru bu.</p>
<p>Bu eğlence programını takip eden ciddi kitlenin kullandığı online ortamları ben sayayım size:</p>
<p>Yorum yapmak ve yapılan yorumları okumak için: Ekşi Sözlük.</p>
<p>Video yüklemek ve seyretmek için: Youtube.</p>
<p>Kişiler yorumlar yapmak ve fotoğraflar eklemek için: Kişisel blog sayfaları.</p>
<p>Programa gidildiğinde çekilen fotoğrafları sergilemek ve karşılıklı yorumlar yapmak için: Facebook.</p>
<p>Ekşi Sözlük&#8217;e üye olmadan programın dedikodusunu yapmak isteyenler için: İTÜ Sözlük vs Ekşi Sözlük klonları.</p>
<p>Programa gidiş vs organizasyonları, program hakkında sohbetler için: Ekşi Sözlük, Facebook Disko Kralı grupları, kişisel &#8220;fan&#8221; sayfaları vs</p>
<p>Diğer içerikler için: www.kingodisco.com, kingodisco.org, diskokrali.fan.web.tr vs vs vs&#8230;</p>
<p>Sıkıldım. Görüyor musunuz, bakın, televizyonda eğlence üreten bir eğlence programı var, bir kişi bunu seviyor ve bununla alakalı &#8220;takipte&#8221; bulunması için ne kadar çok yer gezmek zorunda.</p>
<p>Peki, Disko Kralı ekibi neden bir &#8220;Web 2.0 enabled&#8221; sayfa yapmıyor kendisine? Cevap basit, bu tip bir platform çok pahalı ve zaman harcayıcı da o yüzden. Düşünsenize, adamlar programı mı yetiştirecekler yoksa &#8220;Project Management&#8221; toplantılarında &#8220;şurası şöyle olsun demiştik ama şöyle yapmışsınız&#8221; şeklinde klasik tantanalar içeren yüz saatlik toplantılara mı katılacaklar. Bir de üstüne tonla para verecekler öyle mi? O yüzden bu hiç mantıklı değil. Onun yerine, çok daha az &#8220;zaman ve para&#8221; harcayarak bir Web 2.0 sistemi kursalar, çok büyük hevesle program hakkında içerik arayan kesimi, inanılmaz bir hızla kendi platformlarına çekecekler ve bu ortam, çok ciddi bir pazar haline gelecek. &#8220;Disko Kralı programı, kurduğu Web 2.0 ortamında neler sunar, ne karlar elde eder, kullanıcıya ne avantaj sağlar, nasıl kişiye özel reklam yapar, yani aslında Web 2.0 ortamı ne işe yarar?&#8221; sorularını cevaplamayacağım. Web 2.0&#8242;ın faydaları ve getirileri belli. Eğer onları da yazmaya kalkarsam bu yazı bitmez :)</p>
<p>Dünyada Disko Kralı ile aynı durumda olan çok ama çok fazla sayıda &#8220;içerik üretici&#8221; var. Bırakın Disko Kralı&#8217;nı, milyarlarca doların döndüğü Formula 1&#8242;in resmi web sayfası Formula1.com bile basit haber içerikleri vermekten öteye gidemiyor. Halbuki ellerinde ne kadar veri var düşünün. Bunları Web 2.0 ortamı ile sunsa, oraya üye olsak, yorumlar, haberler, bizim upload ettiğimiz video&#8217;lar, onlara gelen yorumlar, açılan gruplar, birlikte katılınan organizasyonlar vs vs. Çok ciddi bir pazar, çok. Bunu yapmak lazım.</p>
<p>İşte artık &#8220;Web 2.0 ortamı üretmek&#8221; anlamında hayat çok daha kolaylaştı. Cisco&#8217;nun daha birkaç günlük bu çok çok küçük bebeği, ilerisi için güzel şeyler söylüyor şimdiden.</p>
<p>Bakalım göreceğiz, Cisco hiçbir zaman Microsoft kadar &#8220;tam saha pres pazarlama&#8221; yapmayan bir firmadır aslında. Microsoft, çok şikayet alan ürünleri az önce uzaydan gelmiş gibi satıyorken, Cisco pazarlama için bu kadar bastırmaz. Cisco&#8217;nun ürünleri kendi kendine doğru yerlerini bulurlar :) Hani şu &#8220;word of mouth marketing&#8221; dedikleri :)</p>
<p>Bakalım Cisco Eos için aynı şey geçerli olacak mı?</p>
<p>Sevgiler..</p>
<p>Oğuzhan Eren</p>
<p>Cisco Eos Resmi Web Sayfasi:</p>
<p><a title="Cisco Eos" href="http://www.cisco.com/web/solutions/cmsg/platform.html" target="_blank">http://www.cisco.com/web/solutions/cmsg/platform.html</a></p>
<p>Konu Hakkında Resmi Basın Açıklaması:</p>
<p><a title="News" href="http://newsroom.cisco.com/dlls/2009/prod_010709b.html" target="_blank">http://newsroom.cisco.com/dlls/2009/prod_010709b.html</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/oguzhaneren.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/oguzhaneren.wordpress.com/237/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=oguzhaneren.com&amp;blog=5630554&amp;post=237&amp;subd=oguzhaneren&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oguzhaneren.com/2009/01/10/cisco-eos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/5c588d1d25ad54b81b47ec2e32ec69ff?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oguzhaneren</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
