
Cisco Eos
Ocak 10, 2009Merhaba,
Networking dünyasında olanlar Cisco markasını mutlaka duymuştur. Cisco Systems 1984 yılında kurulmuş networking devi bir firmadır, her türlü networking ekipmanı üretir. Ürünleri “enterprise class”tır, yani oldukça pahalı ve parasının karşılığını veren, uzun vadeli çalışan, çoğunlukla rock-solid tabir edilen ürünlerdir. Biz Türkçe’de buna “taş gibi” diyoruz. :)
Cisco Sytems bir yazılım firmasıdır ve ürettiği IOS-Internetwork Operating System isimli işletim sistemini çalıştıran network cihazlarını satar. Çok ciddi ölçekte yazılım mühendisliği ve ar-ge insan kaynağı mevcuttur.
Cisco Systems, tüm networking camiasının merkezindeki firma olsa da, bir Microsoft gibi bilişim dünyasının tümüne, hatta dünyanın tümüne ismen yayılmış bir firma değildir. Bilişim sektöründe çalışan fakat Microsoft ismini hiç duymamış bir kişi neredeyse mümkün değilken, aynı sektörde çalışan fakat Cisco Systems ismini duymamış bir kişinin olması gayet mümkündür.
Bu anlamda, Cisco Systems, kendi komünitesini oluşturmuştur. Çok fazla açılmamış, ancak kendi alt alanı dahilinde bilinmektedir.
Halbuki, biz networking camiasının insanları, hep bunun böyle olmaması gerektiğini düşünür idik. Cisco daha fazla açılmalı, daha çok yere gitmeli idi.
Cisco’nun daha çok bilinmesini istememizin nedeni ise, aslında bu firmanın ürettiği ürünlerin çok daha farklı amaçlar için, çok daha farklı alanlarda kullanılabileceği idi.
İşte gün geldi. Cisco Systems, artık, kendi yazılım üretebilme gücünü çok daha farklı bir alanın kullanımına açıyor.
Cisco, geçtiğimiz günlerde yapılan Cosumer Electronic Show fuarında Cisco Eos isimli yeni ürününü tanıttı. Bakın ismi IOS değil Eos, yani Internetwork Operating System değil, Entertainment Operating System.
Yani artık Cisco, soğuk bilgi işlem odalarına değil, tüm insanlara, tüm internet alemine yazılım sunacağını bildirdi.
Önce aşağıdaki videoyu izleyelim.
Bu videonun daha yüksek çözünürlüklü halini indirmek isteyenler, buraya tıklayarak indirebilirler.
Ne işe yarıyor Cisco Eos?
Aslında Cisco yine de “son kullanıcıya hitap etmeme” alışkanlığından vazgeçmiş değil. Bu ürün de son kullanıcıya değil de, son kullanıcılara içerik sunan eğlence firmalarına yönelik. Mesela, elinde birçok içerik olan bir kurum, bu içerikleri doğru sunabilmek, doğru konumlandırabilmek, bu içerikler sayesinde doğru kişilere ulaşıp doğru ve yerinde reklam gelirleri elde edebilmek için çok ciddi bir “içerik yönetim sistemi” yatırımı yapmalı.
Çok kısaca anlatmak gerekirse, bu sistem şunu sağlıyor. Biliyorsunuz, eskiden web sayfası yapmak zordu. Şimdi wordpress sayesinde, iki tıklama ile kendimize ait gayet güzel düzenlenmiş web sayfamıza kavuşabiliyoruz. Hiç kodlama teknikleri bilmesek bile, yazılarımızı yazabiliyor, yorumlar alıyor, yazılarımıza fotoğraflar videolar ekleyebiliyoruz. Peki Youtube ayarında, içindeki kullanıcıların birbirleri ile sohbet edebileceği, video’lara, fotoğraflara yorum yapabileceği, bunları birbirlerine gönderebileceği bir “online community” ortamını, yani şu ünlü Web 2.0 ortamını “otomatik” olarak kurmaya ve çalıştırmaya ne dersiniz? Aynen wordpress’in bize sunduğu basit web sayfası hizmeti gibi, basit bir kurulumla, basit bir şekilde Web 2.0 ortamımız olsun. Tümüyle kişiselleştirilebilir olsun hatta. Sadece yazılım olarak da değil, istersek donanımlarıyla beraber, topluca satın alalım, kuralım, Web 2.0 dükkanımızı açmış olalım mesela? Güzel olmaz mı?
İşte Cisco Eos bu.
Eskiden Community 1.0 olarak tabir edeceğimiz yapılanmada, “kişiler kişiler ile” iletişime geçiyorlardı. Sadece birbirleri ile iletişim kuruyor ve bu şekilde karşılarında canlı biri olduğu bilerek haberleşiyorlardı. Eskide kaldı bu. Evet “chat” ortamlarından bahsediyorum.
Community 2.0 olarak tabir ettiğimiz ortamlar ise “kişilerin kişiler ile” değil de, “kişilerin bir içerik etrafında birbirleri ile” iletişime geçtiği ortamlar. Bu ortamlar dahilinde, “branding” yapmak mümkün oluyor. Yani kişileri belirli bir marka veya belirli tipte bir içerik etrafında toplamak, bu kişileri “reklamlamak”, bu kişilerin aynı türde içerik üretmelerini sağlamak, daha fazla içeriğe sahip olmak mümkün oluyor. Tabii bu reklam çorbasının içine, bu “kurucuya para ve prestij kazandıran” ortama kullanıcılar seve seve geliyorlar. Çünkü siteyi kuran para kazanırken, kullanıcılar da birbirlerini kazanıyorlar. Hatta kendi reklamlarını yapıp daha fazla kazanıyorlar. Velhasıl, günümüz ortamları, 2.0 ortamları. Fakat biliyorsunuz ki, “şıp diye” basit bir web sayfası oluşturmak günümüzde gayet kolay iken, ciddi profesyonel içerikli, reklamlı, istatistiki analizli, tümüyle kişiselliştirilebilir bir Web 2.0 Online Community ortamını oluşturmak, günümüzde, wordpress’ten blog almak kadar kolay değil. İşte Cisco tam bu noktaya temas ediyor ve Cisco Eos platformu sayesinde “şıp diye” online community ortamı kurmayı mümkün kılıyor. Hem de en profesyonelinden.
Yukarıda da belirttiğim gibi, Cisco Eos sayesinde kullanıcılar hem bir içerikle, hem de o içerik ile etkileşimde bulunan kullanıcılarla iletişim dahilinde olabiliyorlar. Bu gerçek bir Web 2.0 ortamı demek. Diğer yandan, sizin izin vereceğiniz ölçüler dahilinde, sizin bu ortamda sunduğunuz profesyonel içeriğe ek olarak, kullanıcıların upload ettikleri içeriklerin de ortamda bulunması mümkün. Bu, kullanıcıların hoşuna gidiyor, markaya değer katıyor ve tabii ortamı daha da canlandırıyor. Tabii markalama için, profesyonel içerik ve amatör içerik ayrımına dikkat etmek gerekli.
Cisco Eos platformunda, sistemin video server’ları önemli yük taşıyor, çünkü aktif içerik bu server’lar üzerinden yayınlanıyor. Cisco’nun bu donanım ve yazılım altyapısını, anahtar teslim olarak sunması zaten ortalığı çalkalayan şey. :)
Tabii platformun kendisinin kullanıcılarla etkileşimi de önemli. Platform, kullanıcının hareketlerine ve upload ettiği içeriğe bağlı olarak, ona uygun içerikleri kullanıcı aramadan evvel ona sunmuş oluyor. Örneğin her türlü spor görüntülerinin yayınlandığı bir online community ortamında, sürekli basketbol ile ilgili yazılar sunan ve basketbol videoları izleyen bir kullanıcıya, basketbol ile alakalı profesyonel içerikler ve diğer kullanıcıların sağladığı ilgili içerikler sunuluyor. Böylece, bu sistem dahilinde, kullanıcı içeriği aramıyor, içerik kullanıcıyı buluyor.
Bu sistemin, Web 2.0 ortamının alt yapı uğraşları ile zaman kaybetmek istemeyen firmalar için çok ciddi avantajı var. Tümüyle kişiselleştirilebilir bir sistem satın alıyor ve bu sistemi alıp basitçe kurmak haricinde, tonla “proje yönetimi” masrafından kaçınıyorlar. Bilirsiniz, günümüzde Web 2.0 modeli bir içerik sunma ortamına sahip olmak istediğiniz vakit, bu işe ciddi kaynak ayırmalı ve bu işi yapacak coder+designer+project manager kadrosuna çok ciddi paralar ve zamanlar harcamalısınız. Bunun yerine, sistemi alıyor, kuruyor ve çalıştırıyorsunuz.
Peki gerçekte nasıl bir şey bu sistem? Bir örnek verelim..
Mesela bu sistemi Türkiye’de kim kullanabilir?
Disko Kralı programını biliyorsunuz. Okan Bayülgen, ekibi ile birlikte hafta boyunca programına hazırlanıyor. Tüm ekip katılacak konukları ayarlamak uğraşıyor, programın akışını belirlemeye çalışıyor. Diğer yandan; ekibin bir kısmı skeçler üzerinde çalışıyor, Okan Bayülgen stüdyoda yeni deneyeceği ışık sistemi ile oynuyor, editörler program metinlerini hazırlıyor, vs vs…
Bu ekip ve bu ekibin ürettiği program, Türkiye’de milyonlarca insan tarafından ilgiyle takip ediliyor. Sadece bu program takip edilmiyor; Disko Kralı ekibinin; programa hazırlanma esnasında yaşadıkları, programdan hemen önce yaşadıkları, program esnasında olan bitenler, program sonrasında yapılan toplantılar, değerlendirme sohbetleri, stüdyodaki seyircilerin çektikleri görüntüler, reklam aralarında yaşananlar. Bunların hepsi merak ediliyor. Sonuçta, eğlenceli bir ekip eğlenceli bir program yapıyor fakat tüm seyircilerin stüdyoya girebilme şansı yok. O ortamda, yayına 10 saniye kala hissedilen tatlı panik duygusunu yaşama şansı yok. Hafta içi binlerce kişinin ekibi ziyaret etmesi, onlarla beraber Okan Bayülgen’in ofisinde pizza yemesi ve hep beraber gülmesi, muhabbet etmesi, çalışması ve eğlenmesi doğal olarak mümkün değil. Bu programın tümüne imrenen, öykünen, programın önünü arkasını ilgiyle takip eden bir kitle var.
Şimdi önemli soru geliyor: Bu programı merakla takip eden, bu program hakkında internette video’lar seyreden, video’lar upload eden, program hakkında yazılar yazan, yorumlar yapan insanlar; bu işleri yapabilmek için nereleri kullanıyorlar? İşte önemli soru bu.
Bu eğlence programını takip eden ciddi kitlenin kullandığı online ortamları ben sayayım size:
Yorum yapmak ve yapılan yorumları okumak için: Ekşi Sözlük.
Video yüklemek ve seyretmek için: Youtube.
Kişiler yorumlar yapmak ve fotoğraflar eklemek için: Kişisel blog sayfaları.
Programa gidildiğinde çekilen fotoğrafları sergilemek ve karşılıklı yorumlar yapmak için: Facebook.
Ekşi Sözlük’e üye olmadan programın dedikodusunu yapmak isteyenler için: İTÜ Sözlük vs Ekşi Sözlük klonları.
Programa gidiş vs organizasyonları, program hakkında sohbetler için: Ekşi Sözlük, Facebook Disko Kralı grupları, kişisel “fan” sayfaları vs
Diğer içerikler için: www.kingodisco.com, kingodisco.org, diskokrali.fan.web.tr vs vs vs…
Sıkıldım. Görüyor musunuz, bakın, televizyonda eğlence üreten bir eğlence programı var, bir kişi bunu seviyor ve bununla alakalı “takipte” bulunması için ne kadar çok yer gezmek zorunda.
Peki, Disko Kralı ekibi neden bir “Web 2.0 enabled” sayfa yapmıyor kendisine? Cevap basit, bu tip bir platform çok pahalı ve zaman harcayıcı da o yüzden. Düşünsenize, adamlar programı mı yetiştirecekler yoksa “Project Management” toplantılarında “şurası şöyle olsun demiştik ama şöyle yapmışsınız” şeklinde klasik tantanalar içeren yüz saatlik toplantılara mı katılacaklar. Bir de üstüne tonla para verecekler öyle mi? O yüzden bu hiç mantıklı değil. Onun yerine, çok daha az “zaman ve para” harcayarak bir Web 2.0 sistemi kursalar, çok büyük hevesle program hakkında içerik arayan kesimi, inanılmaz bir hızla kendi platformlarına çekecekler ve bu ortam, çok ciddi bir pazar haline gelecek. “Disko Kralı programı, kurduğu Web 2.0 ortamında neler sunar, ne karlar elde eder, kullanıcıya ne avantaj sağlar, nasıl kişiye özel reklam yapar, yani aslında Web 2.0 ortamı ne işe yarar?” sorularını cevaplamayacağım. Web 2.0′ın faydaları ve getirileri belli. Eğer onları da yazmaya kalkarsam bu yazı bitmez :)
Dünyada Disko Kralı ile aynı durumda olan çok ama çok fazla sayıda “içerik üretici” var. Bırakın Disko Kralı’nı, milyarlarca doların döndüğü Formula 1′in resmi web sayfası Formula1.com bile basit haber içerikleri vermekten öteye gidemiyor. Halbuki ellerinde ne kadar veri var düşünün. Bunları Web 2.0 ortamı ile sunsa, oraya üye olsak, yorumlar, haberler, bizim upload ettiğimiz video’lar, onlara gelen yorumlar, açılan gruplar, birlikte katılınan organizasyonlar vs vs. Çok ciddi bir pazar, çok. Bunu yapmak lazım.
İşte artık “Web 2.0 ortamı üretmek” anlamında hayat çok daha kolaylaştı. Cisco’nun daha birkaç günlük bu çok çok küçük bebeği, ilerisi için güzel şeyler söylüyor şimdiden.
Bakalım göreceğiz, Cisco hiçbir zaman Microsoft kadar “tam saha pres pazarlama” yapmayan bir firmadır aslında. Microsoft, çok şikayet alan ürünleri az önce uzaydan gelmiş gibi satıyorken, Cisco pazarlama için bu kadar bastırmaz. Cisco’nun ürünleri kendi kendine doğru yerlerini bulurlar :) Hani şu “word of mouth marketing” dedikleri :)
Bakalım Cisco Eos için aynı şey geçerli olacak mı?
Sevgiler..
Oğuzhan Eren
Cisco Eos Resmi Web Sayfasi:
http://www.cisco.com/web/solutions/cmsg/platform.html
Konu Hakkında Resmi Basın Açıklaması:
Networking ve Güvenlik kategorisinde yayınlandı | Etiketler cisco, cisco eos, cisco systems, community, eos, networking, online community, social networking, web 2.0 |