
Soluk Mavi Nokta
Aralık 22, 2008Her şeyimiz burada değil mi? Bulunduğumuz şehirde, en olmadı bu ülkede, hadi en nihayetinde bu dünyada…
Aslında çok küçüğüz… Sonsuz derinlikte savrulup duruyoruz. Koskocaman evrende, ne kadar merkezdeyiz bilmeden, aslında hiçbir şey bilmeden; ya savrulup duruyoruz ya da kendimize bir yörünge bulup takip ediyoruz veya hakikaten kaçışın mümkün olmadığı bir yörüngemiz var; itirazsız, ister istemez takip ediyoruz…
Carl Sagan’i kaybedeli 12 yıl oldu. O, bizlere çok şey anlatmıştı.
Koskoca “Cosmos” belgeselini; her seferinde “Hayır, tümü burası değil” diye düşündüren “Contact”i burada anlatmayacağım.
Ama en azından Soluk Mavi Nokta’dan, nam-ı diğer Pale Blue Dot’dan bahsetmek isterim.
1990 yılının Şubat’ında, NASA kontrolündeki Güneş Sistemi dışı uzay aracı Voyager 1, Güneş Sistemi dahilindeki görevlerini tamamladıktan sonra, sistemdeki gezegenleri fotoğraflamaya başladı. Bizi de çekti. “Dünya”mızı. Ufacıktık. Ufacığız. Bakın aşağıdaki fotoğraftayız. Görebildiniz mi?
Yukarıdaki fotoğrafı, Voyager 1 çekti. Hem de çok uzaklardan çekti. Hani Japonya’ya falan gidenler, 10.000 kilometre yol yaptıklarını söylüyorlar ya, Voyager 1, bu fotoğrafı 6,4 milyar kilometre uzaktan çekti.
6.400.000.000 km!
Yukarıdaki açık kırmızı kuşağın içindeki “soluk mavi nokta”yı görüyorsunuz değil mi? İşte o biziz. Her şeyimiz orada. Sonsuz boşluğun içinde, neredeyse görünmeyecek kadar küçüğüz.
Bundan sonrasına, hiçliğimizi ve evrenin büyüklüğünü aynı anda anlatmaya kalemim yetmez. Bu noktadan sonra, Carl Sagan’ın bu fotoğraf üzerine yazdığı “Pale Blue Dot” kitabından bir alıntı yapalım ve astronominin büyük üstadının bu fotoğrafa olan yorumunu okuyalım.
“Uzayın derinliğinden bu fotoğrafı çekmeyi başardık. Eğer bu fotoğrafa dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burasıdır. Evimizdir. O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde…”
Carl Sagan – Pale Blue Dot – 1994
Hep daha fazlasını keşfetmek isteriz. Eğer bizleri duyuyorsa, eminim bu isteğimizden ötürü mutlu oluyordur Carl Sagan.. :)
Not: Yukarıdaki alıntıyı Vangelis’in muhteşem tınıları eşliğinde Carl Sagan’ın sesinden dinlemek isterseniz, buradan buyurunuz…
Oğuzhan Eren
